Siyasi

Canpolatlar -Kilis’ten   Lübnan’a

21.01.2018 4,096 görüntülenme

Canpolatlar -Kilis’ten   Lübnan’a

 

Aso Zagrosi

Newroz.Com  yayın faaliyetine  başladığı andan  itibaren    Kürdistandaki   günlük  siyasal   gelişmeleri  yanında   Kürdistan  tarihine  ve  Kürd edebiyatına da  büyük bir  önem verdi.  Bu gerçekliği yerinde tespit etmek  için  Newroz.Com’un arşivine bakmak  yeterli olacaktır. 

 

Son dönemlerde   Newroz.Com’un  bazı  yazarları  Ortadoğu  Kürdlerini  mercek altına  almaya çalıştılar.   Bu  girişim,   bir  başlangıç olarak   kabul edilmelidir.  Söz konusu girişim    bir dizi  Kürd  tarafından      farklı boyutlarda   tartışılıyor.

 

Kürdistan Forum’daki  son  dönemlerdeki tartışmalar,   önümüzdeki  süreçte  yapılacak  araştırma  ve  tartışmalar için  iyi başlangıçtır..  Tartışan arkadaşların   “Kürd asılı”   olduğu  söylenen bu kesimlere  yönelik (pozitif  yada negatif)  tartışmaları  önemlidir..  Bu  tartışmalardan   bir dizi ders  çıkarılabilinir ve  bu tartışmalar  yeni  kapılar   açabilir..  Çünkü,  tarihimiz    hâlâ  yeni  yazılıyor  ve   tarihimizin  karanlıklarda  kalan   bir  çok yaprağı var.

 

 Kürdistan Forum’da   tartışılan   şahsiyetlerden biri de    Lübnanlı Dürzi    liderlerinden    Welid Canpolattır..  Bilindiği gibi   Welid  Canpolat   geçen yüzyılın   90’lı yıllarında   Sosyalist  Enternasyonal  bir kongresinde “Kürd asılı olduğunu”  ortaya  atmıştı..  Daha sonraki dönemlerde o,   bu hususu  çeşitli  vesilelerle  tekrarladı.  Geçenlerde  Güney Kürdistan’da  çıkan  “Rudaw gazetesine”  verdiği  söyleşide  bu  gerçekliğin altını  çizdi ve “ aslen Kürd   olduğunu ve kültürel olarak araplaştığını”   ifade etti.

 

 

Bugün   Lübnan’daki  Canpolatlar   Dürzi   dinine  bağlılar.(bu konuyu  ayırıca  ele almak gerekir)    Türkiye’deki  Canpolatlar   sünnileşmişlerdir..   İttihat ve Terakki’nin     önderlerinden   Ali Canpolat    bu “aileden”   geliyor.   Haci Bekir Canpolat   bu ailedendir.  Kilis,  Ankara,  İstanbul, İzmir, Konya, Antep, Maraş, İslahiye ve Merzifonda bir  çok Canpolat yaşıyor.

 

Rusya’daki  Canpolatlar    Hıristiyan  dinine geçmişler.   Rusya’daki  Canpolatların    daha çok  ön plana  çıkaran ve aristokrat   yapılanmalara  entegre  ettiren olay:   Temruk Canpolat’ın  kızı Maria   Tamrukovna’nın   Rus Çarı  Korkunç  İvan ile   evlenmesidir..  Maria   Tamrukovna   1569  yılında  yaşama veda ediyor.   Rusya’nın    Piatigorsk, Ghevrghiewsk, Chochedok  gibi  yerleşim  birimlerinde   Canpolatlar  bugünde  yaşıyorlar.   Tanınan şahsiyetlerinden biri  Yahya Canpolattır.(Rus Ansiklopedisi, 19.cild, sayfa 209-230’dan  aktaran  Selim  Hassan Hichi,  La Famille Djoumblatt,  sayfa 20)

Canpolatlar   nereden   geliyorlar? 

 

Şimdi  biraz  Canpolatların   kısa  tarihçesine  geçelim..

 

Canpolatlar  Lübnan’a  yerleşmeden  önce   hangi bölgelerde  yaşıyorlardı?  Kürd  toplumu içinde    konumları   neydi?    Osmanlılarla  hangi   ilişkiler içindeydiler?   Niçin   Lübnan’a  göç ettiler?  Buna  benzer  bir dizi   sorulabilinir....

 

 

Bilindiği  Canpolat    kelimesi  Kürdçedir..   “Can”(ruh)  ve “Pola” (çelik)  kelimelerinin   birleşmesinden  oluşmuştur..

Yine bilindiği gibi Araplar ünlü  bir  çok  Kürd ailesine  sahip  çıktıkları gibi,  Canpolatları da  Abbasilere  bağlıyor..   Arap kaynakları   Abbasi devletinin  yıkılmasından  sonra  “Al   Mustasim’ın  çocuklarından   Siraceddin   Nihawend dağlarına  ve  Loristan’a  sığınıyor ve orada  Lor Kürdlerinin  ruhani  lideri oluyor” diyorlar.   İzeddin    4  oğlu ile  Bixma’ya  sığınıyor(Mahfuz, İmareti Behdianan, sayfa, 12-13, akt. S. H. Hichi, age  sayfa 23)   İzeddin’in  ölümünden sonra   oğlu  İmad  El Din babasının yerine geçiyor,  Abbasi devletini  yeniden tesis etmeye  çalışırken  yeniliyor ve  Kilis şehrine sığınıyor..  İmad El Din , Amediye  Emiri   Şuça El Din’in     kızı ile evleniyor. İmad El Din’in  ölümünden sonra   oğlu  yerine geçiyor ve kısa bir süre sonra  ölüyor.. Onun  ölümünden sonra   dayısı Bahaddin  Bağımsız  Behdinan   Mirliğinin başına geçiyor.(age)

 

Bahaddin  Haçlılara  karşı   büyük bir direniş gösteriyor.  Bahaddin’in ölümünden sonra    3  oğlu   Şemsedin,  Bahadin ve  Muntaşah   Mirliğinin hakimiyetini alıyorlar.    3 oğlu  bir Kürd aşiretinin  manevi ve politik  liderliğini  üstleniyorlar.(Şerefxan, Şerefname, sayfa  248)   )

Şemseddin,   Hakkari  bölgesine geçerek,  “Şemû”(bazende Şembû’de  deniliyor) aşiretinin başına  geçiyor.    Bahaddin  Amediye şehrini  ele geçirerek   Behdinan’ın  başına  geçiyor.  Menteşa  ise   Kilis şehrini  ele geçirerek   Êzidî Kürdlerin   lideri oluyor.  Aslında    Menteşa’ye    ve  çevresine  Mend de  diyorlar(Şerefxan, age  sayfa  248) 

 

Bizim  esas    meselemiz   Kilis Beyleri ve  Conpolatlar   olduğundan dolayı    bu   alan üzerine  yoğunlaşmaya çalışacağım..   Menteşa alandaki  Kürdlerden  büyük bir destek  alıyor,  Çorm (Selim)yada   Cun(Şerefxan)ve Kilis  Kürdleri  onu  destekliyor.(Selim, age, sayfa  25)

 

Eyyubi(Şerefxan)   yada  Osmanlı(Selim)   Sultanı   Menekşa’ya  “Haleb, Şam  ve  çevre bölgelerinde  bulunan Kürdlerin  liderliğini”  veriyor. (Şerefxan, age s, 248;  Selim, age, sayfa   25)

 

Burada   Selim bir yanlışlığın içine düşüyor. Çünkü    kitabının  daha ileri bölümünde   Şerefxan ile   aynı düşünceleri savunarak   Mend’in   küçük  oğlu  Ahmed’in   yönetimi   Eyyubilerin son dönemine denk geldiğini yazıyor.  Bu anlamda  Mend’e  o bölgelerin hükümdarlığını veren   Eyyubilerdir.  Ayrıca  bir çok  Arap ve Kürd kaynağı  bu  ailenin  Eyyubiler  soyundan  geldiğinini söylüyorlar. Örneğin Siweriki “ Mir Canpolat  Kurê Qasim Beg,  Kurê Ahmed beg, Kurê Camal Beg, kurê Ereb Beg, Kurê  Mendikê  Eyyubîye”   diye yaziyor(Mehemed Eli El Siweriki, Kovara Metin,  r, 161)

Yine  söz  konusu  kaynaklara göre  “Menteşa’nın  yükselen  prestijini  kabul  etmeyen   Maraş  ve  Hamma  Kürdleri  direnişe” geçiyorlar.(Selim)  Şerefxan   bu tespiti  doğruluyor  ve bu Kürdlere  “Êzidi Kürdleri”  diyor.(daha  başka  belgelerde  var   o dönemler  Hamma, Maraş, Antep,  Haleb, Kilis ve Şam’a  kadar  yoğun  bir  Êzidi kitlesi,  iktidar olan ve iktidara oynayan  bir kitle-Aso)

 

Kürdlerle(Êzidi Kürdler)  Mend  arasında   bir çok çatışma  oluyor ve   bir çoklarında   Mend  başarılı oluyor.  Mend’in      ölümünden  sonra  yerine   oğlu Arab Bey(Şerefxan)   yada  Arabo Şah(Selim) geçiyor.  Arabo,  var olan Mirliğin  işlerini   iyi bir şekilde yürütmeyince  kardeşi Cemal  yada  Cemaledin işin başına  geçiyor.  Cemal’dan  sonra      Mend’in  küçük oğlu  Ahmed  Mirliği  devr alıyor.  Mir Ahmed’in  dönemi   Eyyubilerin   iktidarını  Memluk’lara   kaptırdığı döneme denk düşüyor(Şerefxan, Selim)

 

Memluklar   var olan  Eyyubilerin  Mirliklerini birer yıkıyorlar..  Selim’e   göre  “Ahmed  Memluklara  bağlılığını” bildiriyor(Selim, age, sayfa 25). Şerefxan  ise   tam tersi  “Mir Ahmed’in  Memluklara  boyun eğmediğini   ve son günlerini bağımsız bir hükümdar  olarak geçirdiğini”  yazıyor.(Şerefxan, age, sayfa 249)

Mir Ahmed  ölümünden sonra      arkasından iki  oğlan, Habib ve Kasım’ı bırakıyor..  Şerefxan’ın  söylemiyle  Mir Ahmed’in  yerine “Kürdlerin  hükümdarlığını alan  Habib Bey Çerkes Sultanları   kendisini aldatarak  kendi taraflarına çektiler ve Haleb’e  getirtip    orada  suikastla  öldürdüler” diyor.(Şerefxan, age, s   249)

 

Habib’in  öldürülmesinden sonra   kardeşi  Kasım Bey   yerine geçiyor.  Fakat  Memluklar    onun Mirliğini kabul etmiyor ve yerine   “Yezidi  Kürd Mirlerinden  İzzedin’i”  görevlendiriyorlar.(Selim, age, s 26)

 

Şerefxan bu   olaya   vurgu yaparken  açık bir  şekilde   Kasımı  destekliyor.  Şerferxan: “Çerkes sultanları   Kürd hükümetini  Yezidi  Şeyhlerin torunlarından olan  Şeyh İzzeddin’e  verdiler.  Tekrar    mürted  olup Yezidiliğe geçen Kürdlerden bir topluluk  onun etrafından toplandı”   diye  yazıyor.

 

Mîr  İzzeddin’in  başa  geçmesinden sonra “bölgedeki  tüm Kürdler  onun bayrağı altında toplandı.   Genel Kurmay Başkanı  Şahriyan Bey Ramadatilo  önderliğinde  bir ordu kurarak  Kasım Bey  Canpolat’ı  tasfiye etmek  için Haleb üzerine”   gönderdi.

 

Kasım,  Mîr  İzzeddin’in  ordusu  karşısında  yenilgi  alarak    taraftarlarıyla  birlikte Sayioun(Sahyun-Şerefxan)  dağına   sığınıyor..   Memluk Sultanı  Gavri    yeğinin önderdiğinde  bir birliği   Mîr İzzeddin’in yardımına gönderiyor..   İki taraf  arasında   bir çok çatışma   yaşanıyor..  Kasım  Canpolat’ın   güçleri    dağlık alanlara  çekilerek  “tipik bir  gerilla  savaşını”  yürütüyor..

 

Kırsal  kesime geçerek    Mîr  İzzeddin ve Memluk güçlerine  karşı    savaşan  Kasım Canpolat   „bir  çok  çatışmada   başarılı“  çıktı(Şerefxan, age, sayfa  250)

İşin ilginç  yanı  tamda     o  sıralarda     Osmanlılar  devreye  girmeye başlıyorlar..

 

OSMANLI DEVLETİ  VE  CANPOLATLAR

 

Kasım Canpolat  ile    Mîr  İzzeddin ve Mısırlı  Memluklar  arasında  çatışmaların    sürdüğü    tarihsel  süreçte,   „Osmanlı   Sultanı    Yavuz  Sultan  Selim     Mısır, Şam  ve  Haleb  fethine  çıkmıştı“(Şerefxan, age, s, 250)    Kasım  Canpolat ve  Çerkes   Hayri  Bey    birlikte  Sultanı   karşılamaya gidiyorlar  ve  maiyetine  giriyorlar.  (Şerefxan) Fakat  başka  kaynaklar,  „Yavuz  Sultan Selim’in  5 Ocak 1516  yılında Kasım Canpolat ile birlikte  İstanbul’dan  ayrılarak„(Soberheim’den akt. Selim, age, s 36)   Konya’da    Sinan Paşa(gerçek ismi  Vicomte  Scipione  Cigala) ile  buluşup  Anteb ve  Kilis  üzeri alana  doğru  yürüyorlar.  Bu  arada  Kasım  Canpolat „ Memlukların   Haleb  valisi   Hayri Beyi  ikna   ederek  efendisine  ihanet  etmesini sağladığını“ Selim Soberheim’den aktarıyor.

 

İki  ordu     Haleb’in    kuzey yakasında   Marc Dabik  diye  bilinen  bir  alanda      karşı karşıya  geliyor.  Mısırlılar   büyük bir yenilgi alıyor. Memluk  Sultanı  Gavri    bu  savaşta  öldürülüyor..

Eğer  biz,  Soberheim’ın   anlatımlarından hareket edersek,   Canpolat’ın   İstanbul’dan  Sultan birlikte yola çıktığını   veri olarak    alırsak,  bu ilişkinin   „Çaldıran  Savaşı”   esnasında   kurulduğunu   bir ihtimal  olarak   düşünmek gerekir.   „Çaldıran  Savaşı”     1514 yılında   yapılıyor,  Mısır  seferi ise  1516  yılında..   Bu  ilişki    İdrisi  Bitlis’i  üzeri de   kurulmuş  olabilir..   Fakat,  Şerefxan’da    böyle  bir  tespit   yok..

 

  Selim ise    bu  süreci  değerlendirirken  „ Osmanlı  Sultanı  1.Selim    Memlukların tehlikesini  bertaraf etmek  için   Canpolat ile  anlaştığı    bu ittifakın      Mısırların   yenilgisine   neden olduğunu“   yazıyor(Selim, age, sayfa  26)  Osmanlı   Ordusu    22  Eylül 1516 yılında  Şamı,  22  Ocak 1517  Gaza Savaşıyla  Filistini ve    27  Ocak  1517  yılında  Kahireyi   işgal ediyor..    Kasım  Canpolat    tüm bu savaşlarda    Yavuz Sultan  Selim ile birliktedir.  Tüm bu  savaşlar  boyunca    Kürdler  Osmanlı  ordusu  saflarında   ciddi bir rol  oynuyorlar.

Osmanlı   Orduları    Şamı  işgal ettikleri zaman    “Lübnan Emirlerinden –Şuf Emiri-    Fahredin de  gelip   Sultan’a  bağlılığını”  bildiriyor.(Selim, age  sayfa  37)

Aslında   bu  esnada    Kasım Canpolat ile    Emir  Fahreddin   arasında  ilk tanışma ve  dostluk  ilişkisi  gelişiyor.  Bilindiği  gibi   daha  sonraki  süreçte  Canpolatlar     Fahreddinlerin   başında  bulunduğu   Lübnanlı  Dürzilere  sığınıyorlar.  Ayrıca  bu iki çevrenin  dinsel   ortaklıkları  yanında   “ırksal”   birliktelikleri de  vardı.  Emir Fahreddin’de   Kürd  asılıydı..  Bunlara  “Ma’an”  yada  “Mahani”  denir.  Sayın  Siweriki   Mahani ailesi  için şöyle yazıyor: “Mahan,  Eyubi Kurdi’nin  oğlu   Rabihi’nin  oğludur.  Ataları   Fars ülkesinde yaşıyordu(bu konuda    Cemil Rojbeyani’nin  Fars  Kürdleri adlı çalışmasına  bakabilinir-Aso) Önceleri Cizire’ye   daha sonra   büyük dedeleri  Mahan,  Eyubi Kurdi’nin  oğlu   Rabihi’nin  oğlu   Lübnan’a  sürgün edildi ve  oraya yerleşti............   Tarihçi    Muhamed  Emin El Mahani(aynı aileden geliyor)  ‘Fahreddin  El Mahani’nin  bazı torunları  bize, bizim aslımız  Kürd ve biz  o ülkede yaşamışız’ diye  yazıyor.(akt.  Siweriki,  Kovara Metin, sayfa 158)

 

Yanı sonuç olarak  Eyyubi  devletini  yıkan Memluklara  karşı    Kürdlerin ve  Eyyubileri destekleyen   kesimlerin  büyük  bir  kini ve tepkisi vardı.. Osmanlılar,   Memluk’lara  karşı  savaşa  girdiği andan  itibaren  bir  dizi  Kürd  kesiminin   desteğini  aldılar.. 

Osmanlı  Sultanı     bu  fetihlerinden sonra  İstanbul’a  geri  döndüğü zaman    Kasım Canpolatı  ve  oğlu  Canpolat  Canpolat’ı  beraberinden   götürüyor.   O  zaman  Canpolat Canpolat,    Şerefxan’a  göre  “18 yaşında”(age, sayfa 250),  diğer kesimlerine göre “12 yaşında” idi.(Selim, age, s   39)

 

Daha  sonra  “Yavuz  Sultan  Selim  Kasım Canpolat’ın  bir bacısı ile evleniyor.  Sultan’ın  bu kadından    olan bir  oğlu   Canpolat  ailesinden   bir  bayan ile evleniyor.(F. Perrier,  La  Syrie   sous   le  Gouverneman  de  Mehemet Ali    sayfa  203-204)

Şerefxan  Bedlisi, Êzidi Şeyh’i   Mir  İzzeddinin    Haleb  Valisi   Karaca Paşa’nın   hizmetine  girdiğini  ve  bazı  entrikacılar  aracılığıyla   adı geçen  Paşa’yi etkilemeye  muvaffak  olduğunu yazıyor..  Karaca  Paşa   Sultan’a  bir rapor  yazıyor ve  şöyle diyor:  “ Kasım Bey’in   Haleb’e   dönmesine göz  yumulduğu taktirde   burada  şiddetli bir karışıklık ve  taşkın bir kargaşalık çıkacaktır.(Şerefxan, age, sayfa, 250)

 

Şerefxan   Sultan’ın “jurnallara kulak verdiğini, Kasım Beyi  öldürdüğünü ve  oğlunu  hazine hesabına   yetiştirilen   çocuklara    katılması için saraya alındığını”  yazıyor.( age, s 250)

 

Selim ise  “Kasım Bey’in  Erzurum’da   öldürüldüğünü ve mezarının  hâlâ  orada bulunduğunu”  yazarak    bu  durumu  doğruluyor.(age, s 39)

Kasım Canpolat’ın   öldürülmesinden  sonra   Sultan “ O taraftaki Kürdlerin beyliğini Şeyh İzzeddine  veriyor”(Şerefxan, age , sayfa 251)

Selim’de    bu  yaşanan gelişmeyi doğruluyor ve  Sultan’ın    Kasım Canpolat’ın yerine   “Kilis ve çevresindeki Kürdlerin lideri olan  Şeyh İzzeddin’i  atadığını  ve  Canpolat  Canpolat’ı da  Saraya  kapatığını”  yazıyor.(age, sayfa 39)

 

Fakat  Îzzeddin El  Yezidi   olarak bilinen   Mîr  İzzeddin  kısa bir  süre  sonra  yaşama veda ediyor.  Mîr  İzzeddin’in  “çocukları   olmadığından  ve  yakın çevresinde  bu işi yürütecek birileri çıkmadığından,   Sultan  Şeyh İzzeddin’in   Antakya   taraflarından bulunan  özel  mülklerinin Sultanlık  emlakına  katılmasını ve Kürdlerin    Hükümetinin de Hasankeyf  hükümdarları  soyundan gelen  Melik  Muhammed’e  verilmesini  uygun buluyor”(Şerefxan, age, s 251)

 

Selim ise  o tarihsel  süreci irdelerken “İzzeddin El Yezidi’nin   ölümünden sonra   Sultan  Antakya’nın   Kürd asılı  valisi   Melik Alim’i    onun yerine atadı”  diye  yazıyor.(Selim, age, s 39)(1)

 

Canpolat Canpolat   Osmanlı Sarayında   sivil, askeri ve dinsel  eğitimini  tamamladıktan  sonra   Sarayın  “Protokol Bakanlığına”  getiriliyor..(Selim, age, s 39)

Daha sonraki  süreçte,  Canpolat Canpolat   Osmanlı  Ordularının    tüm   fetih seferlerine  katıldı.  Bu    seferlerden bazıları  “Belgrad,  Rodos ve Buğdan(Bağdat) a  yönelik yapılan   seferlerdi.

Bu arada  Canpolat  Canpolat’ın   tüm savaşlar boyunca   gösterdiği başarılardan dolayı  onunla   Kanuni Sultan Suleyman arasında   yakın ilişkiler  gelişiyor.

Canpolat Canpolat,  Kanuni’den   Yavuz Sultan Selim döneminden   el  konulan   babasının  mülklerini  kendisine  geri verilmesi   talep ediyor.  Şerefxan      ne  var ki  diyor: “ O  şeytanlık yerde  Canpolat Bey’in   oraya dönmesi   halinde  çıkabilecek  kargaşalıktan  kaçınarak, kendisine  Haleb’e  bağlı    bir başka  sancağı uygun gördü” diyor.

İşin  enteresan  yanı   Şerefxan  sözkonusu  bölgeye “Şeytanlık Yer”  diye söz ediyor..  Şerefname’nin  tercumesini yapan   sayın  M.E Bozarslan  haklı olarak   Şeferxan’ın  “ Yezidilerin şeytana   karşı duydukları   sempatiden  ötürü böyle yazmıştır” diye  dipnot  düşüyor.  Aslında   buda  gösteriyorki   Kilis, Anteb, Maraş ve Halebe kadar   olan  bölgede   Êzidi  Kürdler  siyasal, askeri ve  dinsel bazda  tayin edici bir rol   oynuyorlar.. Osmanlı Sultanları  yada  Memluklar    onları hesaba katmadan    bazı  kararları alamıyorlar..   Şerefxan’ın “Şeytani Yer”   tespiti  yabana atılacak gibi  değil...

 

 

 

(1)Aslında  burada  bir  kaç sorun var.  Birincisi;  Şerefxan “Şeyh İzzeddin’in   Antakya   taraflarından bulunan  özel  mülklerinden”  söz ediyor.. Selim ise “Antakya’nın   Kürd asılı  valisinden” söz ediyor.  İkinci  sorun ise   Mîr  İzzeddin’in  yerine   atanan Kürd  şahsiyetinin  ismi. Birincisi  Melik Muhammed derken,  ikincisi  melik Alim  diye kayda  geçiriyor. 

Aslında  bu soruna   en  iyi  cevap   Şerefname’nin  orjinal’ine bakmak  gerek  yada  bu konuda  yapılan   çevirilerine.. Birde  Selim’in  yararlandığı     bazı eski kaynaklara....Benim aktüel durumda  buna imkanım yok.(aso)

 

Bu arada  Karaca  Paşa  devreye girerek  Kilis’in   Canpolat’a  verilmesine  engel oluyor.  Sultan  kendisine bağlı böyle bir adamın    şevkini kırmamak için   “Kilis Eyaletindeki  Kürd  aşiretlerin   Sultan’a  bağlılık  derecesini  tespit  etmek için”(Selim, age,s 40)   Hüseyin Han Paşa(Hadım Hüseyin Paşa-Şerefxan)yi görevlendiriyor.   Hüseyin Paşa   hazırladığı  raporda   bölgede  “Canpolat’ın çok meşhur  olduğunu, bölge halkı onun prestijine  çok inanıyorlar”  diyor.  Sultan’da   seve seve   Kilis Vilayetini   Canpolat’a  veriyor.(Selim, age, sayfa 40) 

Şerefxan ise    aynı olayı  çok farklı bir  dil ile   izah etmeye çalışıyor.   Şerefxan  Hüseyin Paşa’nın  hazırladığı raporda   Padişah’a  “Kürd  hükümdarlığının  Canpolat’a  verilmesi  gerektiğini, kötülüğe ve bozgunculuğa  eğilimli olan  bu Kürdleri Canpolad Bey’den başka  kimsenin  dizginlemeyeceği” (Şerefxan, age sayfa 253)   yazdığını  ifade  ediyor.. Burada da  görüldüğü  gibi    Şerefxan  “kötülüğe ve bozgunculuğa  eğilimli olan  bu Kürdler”  derken   Êzidî  Kürdleri  kastediyor.

Şerefxan   Canpolat hakkında bir dizi detaylara  ilişkin bilgi  vermesine   rağmen  bazı    gelişmeleri   ya  bilinçli bir şekilde   anlatmıyor  yada   bilgisi dahilinde değildi!!!

Canpolat   Kilis Eyaletinin başına geçtikten sonra   “1559-1560’a  kadar  kanla  bastırdığı bir Kürd  isyanı ile karşı karşıya kaldı. Sultan Canpolat’a   teşekkür  etmek için  şahsen   Haleb’e  geliyor.  Canpolat   acele bir şekilde   zaferin  işareti olarak  Padişah’ın  geçeceği   yolun üzerine  kesilmiş   40  başı    kazıklara  dikmişti”(Selim, age, sayfa 40) 

 

Selim’in anlatımlarına  göre  Sultan bu  olaydan   rahatsızlık!!!! duyuyor, Canpolat’ı cezalandırmak istiyor.. fakat,    Rüstem Paşa’nın  devreye girmesinden sonra,  Padişah  Canpolat’ı  afediyor.

 

Canpolat,   iktidara  yeniden  gelişini ve  Sultan’ın kendisini   afetmesinin   karşılığında   Bugünde   hâlâ  Kilis’de  bulunan Camiyi ve Hammamı  yaptırıyor.

İlginç  olan   yine  Şerefxan’ın   sözünü etmediği,  Canpolat’ın    belirleyici bir rol oynadığı  ve Kürdlerle  doğrudan  ilişkisi olan   başka  olaylar var.

1567   yılında  Şatül el Arab’ın    Basra  şehrinde  yeni bir ayaklanma  başladı.  Kürd şefi Sadredin   tüm  bölgeyi  harabeye  çevirerek   bağımsızlığını  ilan  etti..

 

İkinci  Sultan  Selim    ayaklanmayı  bastırma görevini  Canpolat  Canpolat’a   veriyor.  Canpolat ve  İskender paşa    Kürd ve Arap gönüllülerinden  oluşan   6000 asker  ve 2000  Yeni İçeri ile     ayaklanmayı  bastırabiliyorlar.   Ayaklanmanın  bastırılmasından sonra    Canpolat İstanbul’da   bir  kahraman  gibi    giriş yapıyor..

 

Fakat, Şatül el Arab ve    Basra  bölgelerinden    yenilgi  alan “Kürd  isyancıları    Rewandiz  kalesine çekiliyor ve  tüm bölgeyi denetim altına  alıyorlar”(Selim, age, sayfa  41)

 

Sultan’ın emri ile  ayaklanmayi  bastırmakla görevli   Lale  Mustafa Paşa    Canpolat’ı    şu cumlelerle  yardıma   çağırıyor:

 

“Kürdistan Emirinden  başkası kalmadı

Bulad oğlu  seni çok görmek isterim.

Şimdi senin  zamanındır.

Şimdi  cesaret, yiğitlik, kahramanlık zamanıdır.

Şimdi azamet  günüdür.

Canbolat  senin  ruhun çeliktendir”(M.Tevfikoğlu’nun   1964 yılında  Ulus  Gazetesinin ,  14524  sayında   Canpolat üzerine  yazdığı  makaleden akt.  Selim, age, sayfa 42)

 

Canpolat  Canpolat,  Lale Mustafa   Paşa’nın  imdadına yetişerek    Kürdlerin  Rewandiz   isyanını  kanlı  bir şekilde  bastırıyorlar.  Rewandiz Kalesine   Osmanlı bayrağını  dikiyorlar.  O  dönemler  Osmanlı Sultan’ı Bağdat’ta  bulunuyor,  Sultan  Canpolat’ı  Bağdat’ta  bir kahraman  gibi karşılıyor..  Osmanlı  Sultan’ı  ile Canpolat  Canpolat   birlikte  Kilis’e  gidiyorlar ve “Sultan  kışı  Canpolatların yanında  geçiriyor”(Selim, age,  sayfa 42)..

Fakat  Şerefxan  Sultan’ın “İran seferinin  dönüşünde   kışı Haleb’te   geçirdiğini”  yazıyor.(Şerefxan, age, sayfa 252)

 

Sonuşta   bir çok  tarihçinin  hemfikir  olduğu  ortak  görüş,  Kilis ve Haleb  mıntıkaları   Canpolat  Canpolat’ın    denetimi altındaydı.

Şerefxan   Sultan   Haleb’te bulunduğu zaman  bazı kimseler      Sultan’ın    kılıcını  çalıyorlar..  Canpolat Canpolat’ın  prestijinden  rahatsız  olan  Sadrazam  Rüstem Paşa  Sultan’a  giderek “Bu  işi Canpolat’a  bağlı Kürdlerden başka  kimsenin  yapmadığını, çünkü bu haddini aşmışlardan başka  kimsenin  bu büyük suçu işlemeye cesaret edemeyeceğini”  bildirmiş.(Şerefxan, age,sayfa 253)

Sonuçta   Canpolat  kılıcı bulmak için  Sultan’dan   5  gün   gibi  bir süre istiyor, 4  gün  içinde   kılıcı buluyor ve   kelesini kurtarıyor...!!!!

Şerefxan’nın    anlatımlarına  göre  Canpolat Canpolat    100 yaşına yaklaşan  uzun ömrü boyunca   70  oğlunu  gördü.  Babalarının  ölümünden sonra     hâlâ  yaşıyan  10 oğlunun  isimleri   şöyle:   Habib, Ömer, Ahmed, Abdullah, Hüseyin, Cafer, Gazanfer, Zeynel, Haydar ve   Hıdır Beyler...

Bazı   kaynaklara  göre     Rüstem Paşa  Canpolat’ın  Vezir   olmasını  engellemiş ve  Canpolat   ömrünün  sonuna kadar    atalarının   mülkiyetinin  başında  kalmıştır.

 

Şerefxan  Bedlisi,  Şerefname’de   Canpolat’ın  Kıbrıs  seferine   katıldığına dair  hiç bir şeyden söz etmiyor.  Şerefxan,  1543  yılında  İran’ın  Qum  şehrinin yakınlarında   dünyaya  gelmiş.  Ölüm  tarihi ise   bazılarına göre 1599, bazılarına  göre ise  1603-1604    yıllarının  cıvarındadır.

Şerefxan’ın  Şerefname’yi  bitirdiği  tarih  1597  yılıdır.

“Kıbrıs Fethi”  denilen   olay ise   1571  tarihine  denk düşmektedir.. Fakat, Şerefxan’ın   yaşadığı bir dönemde yaşanan  Kıbrıs Fethi   hakkında  bir şey söylemiyor.   Canpolat Canpolat,  Lala Mustafa Paşa, Piyala Paşa, Muheddin Paşa  gibi    Osmanlı   Paşalarıyla birlikte  Kıbrıs  seferine  çıkıyor.  Osmanlı Ordusu  Limasol, Tuzla,  Girne ve Lefkoşi’yi işgal ettiği zaman     Canpolat Canpolat   yapılan  tüm  savaşlarda    başarılı bir tablo  çiziyor.  Osmanlı  Ordusunun  en son  işgaletmeye  çalıştığı   Famagusta’dır..(Türkler Mağusa diye adlandırıyorlar)

Osmanlı  Ordusu   uzun süre  uğraşarak Famagusta kalesini  almaya çalışıyor.. Bir çok askeri  komutanı    bu çatışmalar esnasında   yaşamını yitiriyor.

Venedikliler,   var olan   kalenin   kapılarının  üst  kısmına   “giyotini gibi keskin bir çark”   yerleştirmişler.  Canpolat    kale kapısını   açıp içeri girerken   aniden  çark harekete  geçiyor ve Canpolat’ın  başını uçuruyor.   Anlatılan  hikayeye  göre : “Canpolat  kelesini  koltuğuna alıyor” ve çatışmayi sürdürüyor. Venedikliler   bu tablo  karşısında   paniğe kapılıp kaçmaya çalışıyor  ve  büyük bir yenilgi alıyorlar.(Tevfikoğlu’nun Kıbrıs Fethi  ve Canpolat Destanı, 1964’dan akt.   Selim  age, sayfa 44)  Osmanlı Ordusu  alanda büyük bir katiam yapıyor.  Bazı kaynakla  50,000  ölü    180 bin  esirden sözediyorlar.

Bugün   hâlâ  Famagusta’da  “Janbulat Tomb and  Museum- Famagusta”  adı  altında Canpolat’ın   türbesininde  bulunduğu bir müze var..

 

Şerefxan’ın verdiği  bilgilere   Canpolat   arkasından   „ 70’den  fazla  çocuk“  bıraktı.      Canpolat’ın   ölümünden sonra    7  oğlu  bölge de ve   Osmanlı devletinin  nezdinde   önemli    roller  oynadılar.   Bunlar   Cafer Bey, Habib Bey, Omer Bey, Abdullah Bey,  Gazanfer Bey, Zeynel Bey, Haydar Bey Hıdır Bey  ve   Hüseyin Beylerdir..

 

CAFER  BEY  CANPOLAT

 

 Canpolat  Canpolat’ın  ölümünden sonra   oğlu   Cafer Canpolat  Kilis’te    babasının  yerine geçiyor ve  4  yıl  boyunca    bölgeyi    yönetiyor..   Cafer Canpolat,  Ferhad  ve Mustafa  Paşalarla  beraber     önemli bir  rol   Tebriz’in  fethinde    oynuyor.     Cafer  Canpolat’ın   güçleri,     Tebriz’de Pers    ordusunun  komutanlarından   Ali Paşa ve   Tokman  paşasının   kuşatmalarını  kanlı  çarpışmalar neticesinden   yarabiliyor.(Hammer, Y.    Histoire  de l’Empir  Ottoman,  3.cilt, sayfa  150-151)  Bu  kuşatma  yaklaşık olarak   10  ay  sürüyor,    kırktan  fazla   çatışma  oluyor.  Sonuçta      10 bin  Dürzi  Kürdü    Cafer  Canpolat  ve Ferhad  Paşa’nın   imdadına  yetişerek    onları   kurtarıyor.   Bu   güçler   Pers  ordusunu  darmadağan   ediyorlar ve Tebriz  üzerine    denetimlerini kuruyorlar.  Bir  kaç ay sonra  Tebriz’de    büyük  bir isyan  baş gösteriyor.  Cafer  Canpolat  “ çevre bölgelerdeki   Kürdlerin yardımıyla  isyanı bastırabiliyor”.(Selim, age, s. 47)

 

Cafer  Canpolat ve Ferhad Paşa   1588 yılında  Pers   ordularıyla  savaşarak   Karabağ ve  Gence     bölgelerinide   ele geçiriyorlar.    Şah  Abbas  ile  Osmanlı Sultanı   arasında  21 Mart 1590  yılında    yapılan  bir antlaşma  neticesinde ,  Tebriz, Karabağ,  Gence,   Şirwan,  Kürdistan, Azerbeycan ve  Loristan   gibi  bölgeler    Osmanlılara  bırakılıyor.

 

Cafer  Canpolat    Osmanlı  Sultanı tarafından  Tebriz’e   vali  olarak  atanıyor.   Tam  o sıralarda    Sultan  ile   Ferhad Paşa  arasında  yaşanan bazı sorunlardan dolayı   Ferhad  Paşa   istifa  ediyor ve yerine   Mir Alim Yusuf  getiriliyor..

Bu arada  Yeniçeriler    “maaşları  düşürüldüğünden  dolayı” !!!!!  ayaklanarak Ferhad  Paşa’yi    öldürüyorlar.    Silah arkadaşının  ölümü  üzerine  Cafer  Canpolat    35  Yeniçeri’yi idama  gönderiyor.  Bu  olay  karşısında    Yeniçeriler  isyan ediyor ve Cafer Canpolat’ın    sarayını   kuşatmaya  alıyorlar.  Bazı kaynaklara  gore  bu   kuşatma da    10  ay    sürüyor..  Daha sonra    Canpolat’ın  dindaşları  olan  Dürziler ve Kürdler     onun yardımına gelerek   kuşatmayı kırıyorlar.(Hammer, age, s. 48)    Daha sonra Cafer   Canpolat,     Yeniçerilere  yönelik  bir davetiye veriyor  ve  bu esnada  onlara karşı  komplo kurarak    1800  cıvarında    Yeniçeri’yi  öldürtüyor..(Selim, age,  s.48)

 

Daha sonra  Osmanlı  Sultanı  Cafer Canpolat’ı   Romanya ve  Macaristan  savaşlarına   gönderiyor..   Cafer  Canpolat  birlikleri   Erlau  savaşında   büyük bir   kayip veriyor. Cafer  Canpolat’ın    komutasında  bulunan birlikler  2000  cıvarında   asker ve  43   top  kayıp ediyor.  Osmanlı  Sultanı  Cafer Canpolat’I  görevden alıyor..  Böylelikle Canpolat  siyasal ve askeri   faaliyetlerden  elini çekerek   Macaristan’a  yerleşiyor. (Hammer, age,  3.cilt,  s.  294-295)

 

Daha  sonra  Cafer   Canpolat,   Karacadağ’da   attan    düşerek!!!  Yaşama veda ediyor.*

 

Cafer  Canpolat’ın    ölümünden sonra   kardeşi    Habib  Canpolat    zorla  babasından    kalan bazı   mal ve mülklere el koyuyor,     babasının  hapishanesinde  yatan    mahkumları serbest bırakarak    kendisine  askeri bir  güç  oluşturuyor.   Habib  Canpolat    İstanbul’a   Sultan’ın divanına  giderek  kardeşlerinden davacı  oluyor..  Yine Şerefxan’ın  anlatımlarına  gore   Canpolat  Canpolat,   büyük  oğlu  olanı  Habib’i  evlatlıktan    atmış ve  miras  hakkından   mahrum etmişti.  Habib  İstanbul’a  giderken   Sokulu Mehmed Paşa,   Sultan’a “ Habib  Bey’I   babası sağlığında    hükümdarlık  görevinden   ve miras hakkından   mahrum bırakmıştır;   istediklerinde   hiç bir hakkı  yoktur”  diyor..(Şerefxan, age, s 255) Sultan  Kilis  Hükümdarlığını    Hüseyin  Canpolat’a,   Selimiye sancağınıda  Habib’e  veriyor.    İki kardeş arasındaki   iktidar kavgası   uzun yıllar devam ediyor..   İstanbul’daki   Vezirlerin, büyük din adamlarının ve  bölgedeki   Osmanlı   Paşalarının   değişmelerine bağlı olarak    Kilis Hükümdarlığı   sürekli iki kardeş arasında  el değiştiriyor.   Habib Canpolat’ın    ölümünden sonra       tüm  bölge  Hüseyin   Canpolat’a   kalıyor.

Şerefxan  bu iki kardeş arasındaki kavgayi   şöyle toparlıyor:

 

“Halkın rahatı için dünyayı iki hisseye böldük,

Ben   yeryüzünü aldım,  o da  yerin içini”   diyerek noktalıyor.

 

HÜSEYİN  CANPOLAT

 

Şerefxan’ın   anlatımlarına   gore  Canpolat  Canpolat   ölmeden  once    iktidarını    5.oğlu  olan    Hüseyin Canpolat’a    vermek istiyormuş.(Şerefxan, age, s 256)  O,   var  olan    oğullarının  içinde   Hüseyin’i   daha çok   tercih  ediyormuş.   Habib  Canpolat’ın   ölümünden sonra,   Sultan   Trablus  Sancağını da   Hüseyin Canpolat’a  veriyor.  Sultan,  Hüseyin Canpolat’ına   “Mirêmiran”  ünvanını veriyor ve   “Hüseyin  Paşa”   lakabıyla    anılması  konusunda   Padişahlık   emirnamesini  çıkarıyor.(Şerefxan, age, s.257)

 

Hüseyin Canpolat  uzun  yıllar   bölgedeki  Kürdlerin    Miri olarak    çatışmalardan uzak     bir şekilde  bölgeyi   idare etti..

 

Bu  arada     Şeyhülislam  Hoca   Sadeddin  Efendi’ye  bağlı(Selim   yeğeni  olduğunu söylüyor)    Kamize  adlı bir  Arap  ileri geleni   Saraya  topladığı    aşar  vergilerini    İstanbul’a  götürüyormuş..   Kamize ve beraberindeki   karwan Canpolat’ın   hakimeyetinde  olan   geniş  alanda  yolda  saldırıya  uğruyor.   Saldırı esnasında  korumalar dahil   herkes öldürülüyor ve   aşar vergilerinin gelirleri talan ediliyor.  O  sıralarda  Hüseyin Canpolat’da  İstanbul’dan   Trablusşam’a  hareket etmişti..  Canpolat’ın  düşmanları   onu   Osmanlı  Sultanı’na    ihbar ediyor ve  bu talan  olayını  ona  mal ediyorlar.  Osmanlı  Sultanı   emir ile    Hüseyin Canpolat  tutuklanıyor ve  Haleb  zindanı  atılıyor..  Canpolat  bir kaç yıl zindanda  kaldıktan sonra  serbest  bırakılıyor.(1597)  Şerefxan’ın     Şerefname’nin yazımını bitirip   ilk Farsça  baskısını yaptığı  1597  yılında   Hüseyin Canpolat’ın   hiç resmi bir görevi yok..   Şerefxan,    Hüseyin  Canpolat  geleceği için şöyle diyor: “ Fakat feleğin    kendisine gülümsemesi ve şansın  yeniden kendisine  yar olması  kuvvetle umulur. Çünkü  kendisi aslında son derece  ağır başlı, zeki,   alicenap  ve dahi bir gençtir”(Şerefxan, age, s. 258)

 

Aslında  Şerefxan’ın  Hüseyin Canpolat  hakkında   söylediği bu son sözler, aynı zamanda  Canpolatlar  hakkındaki  söz sözleridir. Çünkü  Şerefname’nin  yazımı   tamamlanmıştır..

 

Hüseyin  Canpolat,  Halep  zindanından   çıkarıldıktan sonra   Osmanlı  Sultanı  tarafından  “Halep Valiliğine”  atanıyor.

 

Fakat  sonuçta   Hüseyin Canpolat’ın  Osmanlı   devleti ile   ilişkileri   büyük oranda  bozulmuştur.   Hüseyin  Canpolat  1598  yılında     Pers  ülkesine  karşı   yapılan sefere  katılmayi  reddettiğinden dolayı  Osmanlılar tarafından  Van’da  öldürülüyor.

 

Hüseyin Canpolat’ın   ölüm  haberi  ailesine   ulaştığı andan  itibaren,  yeğeni     Ali Paşa Canpolat      amcasının  intikamını  almak amacıyla   Osmanlı  devletine  karşı   büyük bir ayaklanmayi başlatıyor.

 

 

 

 

 

 

* Aslında   “Karacatag”(Selim), “Karacatag”(Şerefxan) ve “Karacadağ”   meselesinde    bir  sorun var.   Selim   bu “Karacatag”ın    Macaristan’da  olduğunu  yazıyor ve  bu  savını  Şerefxan’a  dayandırıyor.   Sayın  Mehmed Emin Bozarslan’ın  yaptığı    Şerefname  tercumesinde  ise  “Diyarbekir   cıvarındaki  Karacadağ’dan    attan  düşüp   öldüğü”  söyleniyor.    Şerefname’nin    aslını   kontrol etmek  gerekiyor, fakat şimdilik buna   imkanım yok.

 

 

Canpolatlar   Osmanlı  Devletine  karşı  başkaldırıyor

 

 

 

Hüseyin  Canpolat’ın     Osmanlı devleti  tarafından   öldürülmesinden sonra,   Ali  Canpolat    Osmanlılara karşı    büyük     bir    direniş   başlatarak   bağımsızlığını  ilan etti. Ali Canpolat’ın     komutasındaki   Êzidî, Dürzi  ve  müslüman    Kurdler   çok  kısa  bir  zaman içinde  Haleb,  Kilis, Urfa, Adana, Şam  ve Antakya      gibi   yerleşim  birimlerindeki   Osmanlı    güçlerini    darmadağan  ettiler.   Ali  Canpolat      önderliğindeki   hareket  sadece  bölgede    ve Osmanlı devletinin başkentinde     etkisini   göstermedi, aynı  zamanda   Avrupa’nın   çeşitli  başkentlerinde de   büyük  yankılar yaptı..

 

Toskana  Duk’u   Ferdinand     25 Ocak  1607     tarihli  mektubu  ile   Ali Canpolat’a      desteğini  bildiriyor:

 

Ferdinand  şöyle yazıyor:

 

“Haleb Valisine

25. Ocak  1607

 

Soylu   Canpolat  ailesinden   gelen,   Haleb,  Şam,  Tripoli  ve  tüm  kutsal toprakların  valisi  soylu   Ali  Paşa      hazretlerine,

 

Sizin    Bab-i  Ali   zulmüne  karşı  soylu ve      kararlı duruşunuz, size  eşi  görülmemiş   bir    ünvan  ve   tüm  Hıristiyan     dünyasında  büyük bir kardeşlik  duygusunu  kazandırdı. Tüm   Hıristiyan dünyası      size   içtenlikle    şan ve  zafer   diliyor.

 

Her zaman  hizmetinizdeyim.

 

Ferdinand..

 

 

 

Ali  Canpolat  sadece  Toskana  Duk’unden     değil  aynı  zamanda    Papa  5.Paul’danda     Şubat  1607   tarihinde   bir   alıyor.

Mektup  uzun olduğundan dolayı   tümden  aktarmayacağım.    Papa     5.  Paul’da     uzun  mektubunda    Canpolat’ın  Osmanlı devletine  karşı   isyanına  ve zaferlerine  övgüler yağdırıyor  ve  desteğini   sunuyor.(Selim, age, s. 52)

 

Ali  Canpolat,     o dönemler    Lübnan’da    etkili  bir  pozisyonda  bulanan  Fahreddin(  yukarıda   sözünü ettiğim   Dürzi  Kürdlerin lideri)  ittifak  kurarak    Şam’I  koruma  ile görevli   Yeniçerilerin  komutanı   Kürd  Hamza’ya  saldırıyorlar.     Ali Canplat ve   Fahreddin   Şam’ı işgal ettikten sonra    3  günlüğüne    yağmaya bırakıyorlar.

 

Bu  yağma  olayını yaşıyan  Şamlı şairlerinden  biri olan    Mahfuz El  Damaşki  bir şiirinde   şöyle diyor:

 

“Kuduz  develer  gibi    ordu  Şam’a  girdi,

Onlar halkın  nefret ettiği  vahşi Kürdler ve

tüm  öğütleri  ayaklar altına  alan  Dürzilerdi.

Onlar  Şam’ı  yağma ve talan ettiler,   halka    kötülük ettiler.

Şam   cumada  ayında  yağma edildi zalimlerin     sefilliği  yaydığı  bu  tarihi  unutmayınız“   diye(serbest çeviri yaptım-Aso)

 

Aynı  süreçte  Ali Canpolat’ın   yeğeni  Derweş  Habib   Canpolat’da    Tripoli’yi  ele geçiriyor.    Derwiş,   Sifa  ailesini alanda   uzaklaştırıyor.    Daha  sonra  Sifa ailesi  Ali Canpolat  ve  Fahreddin ile   bir antlaşmaya  varıyorlar. Bu antlaşmanın  bir  gereği olarak  Ali  Paşa  Canpolat,  Sifalı   Yusuf Paşa’nın   kızıyla   evleniyor ve   kız kardeşinide   Yusuf Paşa’nın  oğluna  veriyor.

 

Ali  Paşa  Canpolat’ın  Şam’ı  ele geçirmesi    Osmanlı devletine  büyük  bir   darbeydi.

 

Toskana  Duk’u    bu  arada   Michelangelo   Corai ve   Hippolyti    Lioncini  adlı  iki  diplomatını     Ali Paşa’ya  gönderiyor.

 

Ayrıca  Ali Canpolat  ve  Fahreddin    İtalya’daki   Medecis’lerle   bir  ticaret   antlaşmasını  imzalıyorlar.   Bu antlaşmanın    bazı  gizli  maddeleri  Osmanlılara karşı    askeri  işbirliğini  öngörüyordu.(Selimi, age, s. 53)

 

Ali Canpolat    kendi adına  para  basıyor  ve   Cuma   hutbesini   kendi adına  okutuyor.

 

Osmanlı  devleti  Kuyucu  Murat Paşa  önderliğinde  bazı kaynaklara  300 bin, diğerlerine göre  400 bin kişilik  orduyu   Ali Canpolat’ın  üzerine gönderiyor.

 

Ali Canpolat   80 bin   Kürd’ün   başında    Osmanlı  ordularıyla  girdiği    O

İlgili Haberler

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)
Siyasi

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)

    Aso Zagrosi   İbn Xaldun İslam dünyasının en önemli tarihçilerinden, filozoflarından ve sosyologlarından biridir. İbn Haldun, ünlü tarihçi ve sosyolog olarak bilinir ve "Mukaddime" adl...

2 yıl önce 1,902

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine
Siyasi

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine

Son yıllarda Türk devletinin çabalarıyla Mela Gorani Şarezori’yi gölgede bırakarak Şeyh Akşemseddin üzerine bir dizi kitap ve “akademik” çalışma yaptırılarak Türk yapma çabası, tarihsel gerçeklerle ba...

2 yıl önce 1,534

Sadi Şirazi Kürt müydü?
Siyasi

Sadi Şirazi Kürt müydü?

  Sadi Şirazi, dünya edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen bir şairdir. Özellikle "Bostan" ve "Gülistan" adlı eserleriyle tanınan Sadi, yüzyıllar boyunca çeşitli dillere...

2 yıl önce 2,524

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.