Siyasi

Şah Abbas’ın Mukrî Kürdlere Karşı Katliamı(ek 1 Çemişgezek)

Aso Zagrosî · 02.06.2016 7,218 görüntülenme

Şah Abbas’ın  Mukrî Kürdlere Karşı Katliamı(ek 1 Çemişgezek)

Şah Abbas’ın  Mukrî Kürdlere Karşı Katliamı(ek 1 Çemişgezek)

 

Aso Zagrosi

 

 

Geçenlerde   Dimdim Kalesi ve  Şah Abbas’ın  Mukri  Kürdlerine   karşı   yaptığı   katliamlara  ilişkin   düştüğüm  notlarda  Çemişgezek    Kürd  liderlerinden  birinden   şöyle  söz etmiştim: 1603  yıllarında    Ali Paşa adında    bir  Osmanlı  komutanı Safevilerin  safına  geçiyor yada  esir alınıyor.    Ali Paşa’nın  Bostam’a  götürülmesi gerekiyor.   Burada   Çemişgezekli   bir Kürd  liderinden şöyle  söz ediliyor:  “Şah Abbas,  Celali isyanlarına  katılan bir Kürd şefi olan   Serdar Mahmud Çemişgezek ve  300 adamına   Ali Paşa’ya yolda  refakat etmek için  gönderdi. Kendisi de   ordu ileNahçivan  yolunu tutu”(age sayfa  125) “Abdul Pasha Baban

 

 

Bu  pasaj    bir çok   arkadaşın dikkatini  çekmiş ve  çeşitli  sorular  sordular.

 

Aslında  arkadaşların   “Çemişgezek”e  ilişkin   sordukları  sorular,  bugün Kuzey  Kürdistan’da   “Alevi”,  “Şafi”, “Raya Heq”   “Kızılbaş”,   “Kurmanç”,  “Zaza”,   “Yavuz Sultan Selim” ve  “Şah İsmail”  gibi  konularda  ve  büyük  oranda     dışardan    empoze  edilen  tartışmaların   hassasiyetinden   kaynaklanıyor.

 

Yoksa      düştüğüm  ve  bir çoklarıda    Kürd  tarihi   açısından   yeni  olan  notlara   çok   daha    kafa  yormak   gerekiyordu.

 

Kürdistan tarihine  baktığımızda   ya  tümden  yada   kısmi olarak   yer  değiştirmeyen  tek bir  Kürd  yapılanmasını  görmek  çok  zordur.   Kürdlerin   trajedisi,   gönülü yada   zorunlu   olarak  var olan  tarihsel göçlerden  gizlidir.  Kürdistan denilen  çoğrafya   tarih  boyunca    dönemlerine  göre   büyük güçlerin  savaşlarına, talanlarına ve  yıkımlarına   sahne oldu.  En azından  insanların   yaşadıkları  olayları  yazıya  dökdükleri  andan  itibaren  bu  gerçeklerin  var olduğunu  biliyoruz.(diğer bilimsel  çalışmaları bir kenara bırakıyorum)

 

Reel  durum bu olunca  Çemişgezeklilerinde   bir  çok  Kürd  yapılanması  gibi  yer değiştirmesi anlaşılır bir durumdur.

 

“Çemişgezek Kürdleri”  kavramını  kullandığım  zaman    Ayşe Hür  gibi   Kürdlere  “akıl hocalığı”   yapan  kesimlerin  pek hoşuna  gitmez.  Çünkü   yazdıkları yazı  “Dersim”  ve  “Kürdistan”ı  iki ayrı    ülke  gibi lanse   ediyorlar.

 

Şerefxan Bitlisi bundan   400 yıl önce  Çemişkezek Mirlerinden  söz ederken “ Ülkeleri ise  genişlik ve önem bakımından  uzak  yakın herkesçe   “Kürdistan”  özel ismiyle tanındı; öyle ki, berat ve  emirnameleri  de  ve diğer  Sultanlık belgelerinde bu ad geçtiği zaman yalnız bu önemli vilayet anlaşılır;  ayrıca  Kürdler arasında “Kürdistan”  sözcüğü  geçtikçe bundan  yalnız  Çemişkezek  Vilayeti  anlaşılır”(Şerefxan, 1976, 190)

 

Hatta   Çemişgezeklerin   Xorasan’da   yerleştikleri alanların   “Kürdistan”  diye  adlandırdırıldığını   da  burada   söylememe gerek yoktur   sanıyorum.

 

Şerefxan   Şerefname’de   geniş bir  şekilde  “Çemişgezek Mirliği”  üzerine  duruyor. Esas  olarak  Safevi ve Osmanlılar  dönemi  Çemişgezeklilerin  durumu ile  ilgilendiğimden  dolayı bu konuyu  geçiyorum.(daha  geniş   bilgi için Şerefname’ye bakınız)

Şerefxan,   Çemişgezek Miri,  Hacı Rüstem  Bey’in  Yavuz Sultan Selim  Kemah Kalesini   almak  isterken  kaleyi   teslim ettirmediğini,  buna karşılık  Şah İsmail     Nur Ali Halife’yi   bölgeye  gönderdiği zaman   Haci Rustem   Bey   hiç bir  direniş göstermeksizin   kalesini teslim ettiğini ve   Şah İsmail’e  bağlılığını bildirmek  için  İran’a    gittiğini    yazıyor.   Haci Rüstem   Bey, Şah İsmail tarafından  hilatla  taltif  ediliyor,  Çemişgezek  yerine   Irak’ta   görevlendiriliyor.piremerddd

 

Çaldıran Savaşı  sonrası   Hacı Rüstem Bey    adamlarıyla   Yavuz Sultan  Selim’e   bağlılığını  bildirmeye   gittiği zaman   40 adamıyla  birlikte    yukarıdaki gerekçe  ile   öldürülüyor.

Hacı   Rüstem  olayına    ilişkin  eski  Osmanlı  tarihçilerinden  başlayarak    daha  sonraki  tarihçiler ve    hatta günümüz  tarihçileri de  dahil    hep aynı  şey   tekrarlanıyor.

 

Fakat   ciddi bir  soru orta da  duruyor.  Eğer  Hacı Rüstem  Bey   Şah İsmail’e    o kadar bağlıysa  Şah İsmail’in   adamı    Nur Ali Halife  neden  Çemişgezek te   katliam   yapıyor?

 

Ayrıca   Şah İsmail’e   bağlı olan,  bölgesinde  tarihsel  köklere  ve  etkileme   gücüne   sahip olan  Hacı  Rüstem Bey  gibi   bir Miri  Arap   diyarına  gönderip  etkisizleştiriyor?

 

Bölgede   etkili bir  aileden   gelen ve  Osmanlı  Sultanları  tarafından  (güçlerinden dolayı olacak )   dahi  saygı gösterilen bir  lideri  niçin  etkisizleştirsinler?

 

Bilindiği gibi      Fatih  Sultan Mehmet   Trabzon Rum Kralığı ve   Akkoyun  lideri Uzun Hasan ile  savaşmak  için  yolla  çıktığı  zaman,  Uzun Hasan   Fatih  Sultan Mehmet ile  barışmak  amacıyla  “ Annesi   Sara’yı,  Çemişgezek Şeyh’i  Şeh Hüseyin’i  aracı olarak  gönderiyor……………. Fatih,    Sara’ya  sürekli olarak   ‘Anne’,  Şeyh Hüseyin ise  ‘baba’ diyormuş. “(Hammer,  age,  174-175)

 

Ayrıca    Fatih Sultan Mehmet   Uzun Hasan’ın   annesi Sara ve  Şeyh Hüseyin’in  götürdükleri  barış  önerisini     Uzun Hasan’ın  Rum  Kralı’na   destek  vermemesi şartıyla kabul ediyor.

 

Şah İsmail’in  kendisi  Uzun Hasan’ın torunu olmasına  rağmen, Akkoyunlu  devletinin başında bulunan    Elvend Mirza’yı  yenerek   Akkoyunlu devletine  son verdi ve  Safevi  devletini ilan  etti.   Akkoyunlularda   uzun yıllar    Şah İsmail’i   öldürmek için aradılar.  Eğer   onu  bulmuş  olsaydılar    onlar  öldürürdü.

 

Nawşirwan  Mustafa Emin  yazdığı  “Kurd û Ecem”  adlı eserinde   Şah İsmail’in amacını 3   noktada  topluyor:shahh

 

1)Kürd  Mirlerinin  elindeki Mirlikleri  almak, bölgelerinden  uzaklaştırmak ve  onların  yerine  kızılbaş Türkmenleri getirmek,

 

2)Sünni Kürdleri   mezhep  değiştirmeye zorlamak,

 

3)Akkoyunlu devleti  sırasında   ileri gelenlere,   halka ve  o  dönem  iktidarlarını koruyan   Kürd  Mirlerine   karşı şiddet  uygulamak…

 

Nawşirwan Mustafa   buna    3  Kürd  Mirini  örnek veriyor:   Çemişgezek Büyüyü Hacı Rüstem Bey,   Şah Rüstemi Lor  ve Zahir Bey Hakkari   vb…

 

Nawşirwan Mustafa kıtabında    Yavuz Sultan Selim’in  babası II.Beyazid’in     Çemişgezek Miri    Hacı Rüstem Bey’e   ve  Haci Rüstem  Bey’in   II. Beyazid’a     Şah İsmail hakkında    yazdığı   mektupları   yayınladı.

 

 

Yavuz Sultan Selim’in  babası  II. Beyazid   1 Rebihi 908(4 Eylül 1502)  tarihinde    Çemişgezek  Mir’i    Mîr  Hacî  Rûstem’e    “Emir   muhterem ve kebir”  ile  başlayan ve  daha   bir çok   övgüyü  de  içeren  mektubunda  bir  isteği var:    Kızılbaşlarla    Bayundur  devleti (Akkoyunlular)arasındaki  çelişki ve  çatışmalar  hakkında    bilgi   için  rıca da  bulunuyor.

 

Ne  de  olsa  Mîr  Hacî  Rûstem’in   denetimi altında   bulunan  bölgeler       Safevilerle    Akkoyunluların   komşusu  ve  bundan  dolayı da   yaşanan   gelişmelerden    haberdardır.

 

Mîr  Hacî  Rûstem    II.  Beyazid’e   gönderdiği   cevabi  mektubunda   Şah İsmail  çevresine  “Tanrı   lanetlerini versin” diyerek,  Elwend’e   zarar verdiklerini,   Acem Irak’ına  geçerek Murad Han’i yenilgiye   uğradıklarını,…………..  Mısır’daki  Çerkezlerle   barış  yaptıklarını ve  birlik kurduklarını ve  şimdi de  amaçları   Diyarbekir ve  Maraş’a  saldırmaktır” diyor.(Dr. Abdal Huseyn  Nwani, Şah İsmaili Safewi,Tehran 1368, s 31;  Rehimzade Safewi, Zindegani Şah İsmaili Safewi, Bahmen  Yusuf Pur Safewi, Tehran Kitebfroşi Xiyam 1341, s 217-218’den    aktaran   Nawşirwan Mustafa  age, 21-22) 

 

 Mîr  Hacî  Rûstem    mektubunun  devamında “İran’ın  durumu  onların  yaptıkları adaletsizliklerden    dolayı  perişandır. Bir  çok  ülke ve merkez  onların   zulüm ve  zorbalıklarından  dolayı   viraneye döndü.”  diyor.  Mîr  Hacî  Rûstem’e      “bu  güruhun   ortadan  kaldırılması”    için   II.  Beyazid’e  çağrı  yapıyor.

 

II. Beyazid,  Mîr  Hacî  Rûstem’in öngörülerini dikkate almıyor ve  hiç  bir  bir şekilde    harekete  geçmiyor..  Bu arada     bilindiği   gibi      Şah  İsmail   Nuri Ali  Halife  Rumlu’nun  komutasında askeri  güçlerini     Erzincan ve  özellikle Çemişgezeklilerin  üzerine  sürdü, Han Muhammedhan Ustaclu’yu    Diyarbekir Kürdlerine     karşı   harekete geçirdi.(Muhammed Han Ustaclu’nun  Diyarbekir ve  Cizre’ye  ilişkin  saldırılarını  farklı    yazılarda  gündeme  getirdiğimden   dolayı  geçiyorum)

 

Nuri Ali  Halife  Rumlu,   bölgeyi  işgal  ettikten   sonra,  bölgede    Kürdlere  karşı  katliamlar   yaptı ve  Mîr  Hacî  Rûstem  dahîl  olmak   üzere   Çemişgezek    ileri  gelenleri   Ecem  Irak’ına   gönderdi..

 

Elbette  Mîr  Hacî  Rûstem   ve  beraberindekiler   Xoy’a   giderek  Şah İsmail’e        eski  iktidarlarına  yeniden  dönmek amacıyla    bağlılıklarını  bildiriyorlar.. Fakat, Şah  İsmail     Kürd  Mirlerine   karşı   var  olan  siyasetine   bağlı   olarak  Mîr  Hacî  Rûstem’ I  de   Kürdistan’a  dönmemek  üzere   başka   alana   yerleştiriyor.  

 

Çaldıran Savaşı öncesi, Şah İsmail Kürdistan Mirlerini tasfiye ediyor ve onların yerine Türkmenleri(Alevi Kürdleri değil) görevlendiriyor. Örneğin Maraş, Hasankef, Diyarbekir, Erzincan, Kemah, Kiği, Erzincan vb Kürd şehirlerinin başına Türkmen yetkilileri görevlendiriyor. Bu görevlendirmeler barışçıl bir şekilde gerçekleşmiyor, savaş ve katliamlar neticesinden gerçekleşiyor.
Çaldıran Savaşı öncesi Kürdistan Beylerinden 11 bey Hesenkêf Mîri Mîr Xelil Eyyubi ile birlikte büyük hediyelerle Xoy şehrine gidip Şah İsmail’e bağlılıklarını bildirmek istiyorlar. Bilindiği gibi Kürd Eyyubi Hanedandlığı tüm Ortadoğu’da yitirmesine rağman Hesenkêf kesintilerle de olsa Eyyubilerin son kalesi olarak varlığını sürdürdü.. Mîr Xelîl Eyyubî Şah İsmail’in eniştesiydi.(bacısıyla evliydi) Şah İsmail’e bağlılıklarını bildirmeye giden mirlerin bir yada ikisi hariç hepsi tutuklanıyor ve yerlerine Türkmenler atanıyor. Mîr Xelil Eyyubi’de 3 yıl Tebriz’de hapiste kalıyor ve sonra kaçıyor.   abbas

 

Bir  dizi   Kürd  çevreleri     Safevilerin   Kürdistan’da  gerçekleştirdikleri  katliamları,  Kürdistan’ı    Kürd  Mirlerinden arındırma ve  yerlerine Azeri  ve  Türkmenleri getirme   politika ve  pratiklerini   görmezlikten   gelerek içi boş ve  gerçeklerden   uzak   tahlilleri  yapabiliyor.

 

Yavuz  Sultan Selim’in    1512’de  iktidara  geçmesinden ve  Îdrîsî  Bedlîsî’nin    Kürdleri    Osmanlılarla  ittifak  ortamına    çekmeden   önce   Safeviler  onlarca   yıl boyunca    Kürdistan’daki    Kürd  Mirlerinin  ezici  çoğunluğunun  iktidarlarına   son vermişti.

Îdrîsî  Betlîsî’den  çok  önce  Çemîşgezek Mîrî   Mîr  Hacî  Rûstem de   dahîl   bir  dizi  Kürd  Miri   Safevilerin  yayılmasına ve  saldırılarına  karşı Osmanlıdan    yardım  istemiştir.  Osmanlılar   yerine   başka  bir   güç   olsaydı,  Kürd  Mirlerini   onlardan  yardım  isteyeceklerdi.    Kaldı  ki   Safeviler  döneminde   Kızılbaş    Dunbuli  Kürdler   Safevilerin   katliam’ından  kaçarak   Osmanlılara   sığındıklarını,   Sünni  Kürdlerin     Qazi  Bey  olayında  görüldüğü gibi  güçler  dengesini  Safevilerin  lehine  değiştirdiğini  görüyoruz. (Şah Abbas’ın  Mukrî Kürdlere Karşı Katliamı(3) bakınız)

Örneğin   Şah Abbas   dönemin  yapılan   Erivan kuşatmasına   Safevilerin  saflarında ciddi bir sünni   Kürd  gücü   savaşa     katılıyor.

 

Naima  Tarihi’nde   Erivan  kuşatılmasını gündeme getirirken     Şah Abbas’ın  komutasında    Kürd Qazi,  kardeşleri   Qoçi ve Seyfeddin,  Mirza Paşa Oğlu  Şeyh Haydar  nam Kürd alayı,  Alaeddin Bey   halkı,  Maku  Hakimi Mustafa Bey alayı ve  bir miktar  Kürd Zeynel  bey  alayı,  Eleşkird   beyi  Kılıç Bey katılmıştı.(Naima Tarihi, Cildi Evvel,  1967,  İstanbul sayfa  368-369)

 

Naima  Tarihinde Osmanlılar  tarafından  Şeyh Haydar’ın  öldürülmesi   üzerin “Emire   hakimi  Şeyh Haydar,  namı şaki  ki fazla  secaati  ile  Rafızilerin mümtazı,  Kürdlerin en  cesuru  idi,  idam olunduğundan   düşman  rahnedar oldu” diyor.(Naima,  age, sayfa 371)

 

Şeyh  Haydar belgelerle  açıkladığım    Şah Abbas’ın  Mukri  Kürdlerine  katliamında   adı  geçen     Qubadxan  Mukrî’nin  babasıdır.

 

Sonuç  olarak  daha  önce   Safevilerle  savaş  içinde  olan  Kürdler, 

İlgili Haberler

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)
Siyasi

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)

    Aso Zagrosi   İbn Xaldun İslam dünyasının en önemli tarihçilerinden, filozoflarından ve sosyologlarından biridir. İbn Haldun, ünlü tarihçi ve sosyolog olarak bilinir ve "Mukaddime" adl...

2 yıl önce 1,903

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine
Siyasi

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine

Son yıllarda Türk devletinin çabalarıyla Mela Gorani Şarezori’yi gölgede bırakarak Şeyh Akşemseddin üzerine bir dizi kitap ve “akademik” çalışma yaptırılarak Türk yapma çabası, tarihsel gerçeklerle ba...

2 yıl önce 1,535

Sadi Şirazi Kürt müydü?
Siyasi

Sadi Şirazi Kürt müydü?

  Sadi Şirazi, dünya edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen bir şairdir. Özellikle "Bostan" ve "Gülistan" adlı eserleriyle tanınan Sadi, yüzyıllar boyunca çeşitli dillere...

2 yıl önce 2,525

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.