Siyasi

İhsan Nuri Paşa’nın eşi Yaşar Hanım Anılarında: İHSAN NURİ PAŞA(2)

Aso Zagrosî · 5,962 görüntülenme

İhsan Nuri Paşa’nın  eşi   Yaşar Hanım Anılarında:  İHSAN NURİ  PAŞA(2)
Yaşar Hanım İhsan Nuri Paşa’yı Anlatıyor(2)

 

Aso Zagrosi

 

Rasim Bey’in eşi ve bacısı   sık sık   Yaşar Hanım’ın evine geliyor, Kuran okuyup   İhsan Nuri ve arkadaşları için dua ediyorlardı.

 

Bir gün   10 yaşlarında   bir çokuk Yaşar Hanım’ın evine geliyor ve cebinden çıkardığı   bir mektubu çıkararak     vererek “Bir Kürd lideri bu mektubu size   gönderdi ve cevabınızı bekliyor” diyor.

 

Yaşar Hanım mektuba bir göz gezdirdikten sonra, devletin   bu oyunu olduğunu düşünerek   çocuğa   “benim okumam yazmam yok” diyor.

 

Çocuk ben size okuyayım   diyerek başlıyor mektubu sesli bir şekilde okumaya…. “Kürd lideri”     Yaşar Hanım’a “ Eğer   eşinizin yanına gitmek istiyorsanız,   sizi göndereceğim. Eğer paraya   ihtiyacınız varsa   haber gönderin. Siz   İhsan Nuri’nin   eşisiniz.   Eğer bir emriniz varsa     yerine getirmeye hazırım.   İhsan Nuri biz Kürdlerin özgürlüğü için yaşamını büyük bir tehlikeye soktu” diyor.

 

Yaşar Hanım çocuğa “bu ağa kimdir?   Nerelidir?   Ne Yapıyor?” diye soruyor.

 

Çocuk   ağanın   ismini vermeksizin “büyük bir liderdir ve iktidar sahibidir. Siz ne isterseniz sizin için yerine getirecektir” diyor.

 

Yaşar Hanım daha da kuşkuya düşerek : “Ben eşimin yanına gitmek istemiyorum ve benim paraya da ihtiyacım yok” diyor.ihsan1

 

Söz konusu olan çocuk   ikinci defa   yine benzer bir mektupla yaşar Hanım’a geliyor ve aynı cevabı alıyor.

 

Yaşar Hanım bu arada kendi kendisine “eğer kendisine ihanet edilmese Kürdler kolay kolay İhsan’ı terk etmezler” diyor.

 

Ağa   iktidar sahibi   bir aşiret lideriydi. Devlet kendisinden şüpheleniyor ve Siirt’e çağırarak tutukluyor………

 

Bir akşam Yaşar Hanım, annesi İffet ve hizmetçileri Emine evde oturuyorlar ve   kapıları çalınıyor. Emine kapıyı açtığı zaman   iki çarşaflı kadını karşısında buluyor. Kadınlar   Yaşar Hanım ile görüşmek istiyorlar.

 

Yaşar Hanım ile annesi bahçenin kapısına   gidiyorlar.   Kapıda   bekleyen çarşaflılardan biri “Hanim efendi biz kadın değil   erkeğiz,   askerlerin dikkatlerini çekmemek için   kadın kılıfına girdik. Biz bugün Tillo dağlarında   geçerken   İhsan, Rasim ve Tevfik Beyleri gördük, sağlık durumları iyi, bize Haci Musa Beylere gideceklerini söylediler” diyor.

Bu arada   Yaşar Hanım’a   bir dürbin   uzatıyor ve İhsan Nuri   sizin bize inanmanız için bunu verdi, diyorlar.

 

Yaşar Hanım   dürbini kontrol ettikten sonra ağlamaya başlıyor. Bu arada     gelen aracılardan biri hemen devreye girerek : “İhsan Nuri sizin   hemen kardeşinizin yanına gitmenizi istiyor,   kendilerini merak etmemeniz ve Allah izin verirse   kısa bir süre içinde   görüşeceğinizi söyledi”   diyor.

 

Yaşar Hanım’ın annesi   gelenlere “çocuklarım size teşekkür ediyorum” diyor.

 

Aracıların   sözünü ettikleri yer   Siirt şehrine çok yakın. İhsan Nuri   her tarafta aranmasına rağmen   eşine   haber göndermek için   şehrin yakınına kadar gelmişti.

 

“Haci Musa Bey’in yanına gidecekleri” meselesi bir hedef şaşırtma   olabilirdi. Ama sonuçta     Yaşar Hanım   İhsan Nuri’den bir haber   aldığından   dolayı bir hayli memnun olmuş ve gözlerine   uyku girmiyordu. Gece kapılarında bekleyen jandarmalar   bir kurşun sıkıyor ve Yaşar Hanım hemen panik içinde dışarı fırlıyor. Öyle   sanıyor ki   İhsan Nuri eve geldi ve   askerler   ona   kurşun sıktılar…..   Yaşar Hanım dışarı çıkıp   jandarmalarla konuştuktan sonra kaza kurşunu olduğunu anlıyor ve rahatlanıyor.

 

Kısa bir süre sonra Siirt Valisi Yaşar Hanım’a   Erzurum’a   gitmesi için icaze veriyor. Yaşar Hanım hemen   var olan tüm eşyalarını satarak, Annesi, hizmetçisi Emine, Rasim Bey’in eşi ve bacısıyla Erzurum’a   giden bir kervan   ile birlikte Siirt’i terk ediyorlar.

 

Siirt’e bir Kürd lideri Kervancı başına   “bu kadınları   sağ ve selamet Erzurum’a götürmesi konusunda   talimat vermişti ve bir aracı vasıtasıyla Yaşar Hanım’ı da bilgilendirmişti” ……..

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre   Kervancı başının     Kervanı Siirt yakınlarında   devlet güçleri tarafından   durdurulmuş ve beklemeye   alınmıştı.   Kervancı başı Kervanını yanındaki adamlara bırakarak   çok küçük bir grup   ile Yaşar Hanımlarla yollara düşüyor.

 

Uzun, zahmetli ve sorunlu bir yolculuktan sonra   Kervan   İhsan Nuri’nin şehri olan Bedlis’e varıyor.

 

İki yıl önce bu şehirden geçtikleri zaman İhsan Nuri’nin   akrabaları tarafından   görkemli bir şekilde   karşılanmış ve İhsan Nuri’nin akrabalarından birinden kalmışlardı.

 

Fakat bu sefer   durum tümden değişmişti. Yaşar Hanım çok küçük bir Kervan ile   şehire gelmiş ve İhsan Nuri’nin   akrabalarına gitmemişti….   Gördükleri   insanlar hüzünlü ve kederliydiler.

 

Bu arada   yoldan geçen bir   Bedlisli   “Bayanlar eşleriniz bu devletten ne zarar gördüler, sınırda İngilizlere teslim oldular” diyor.

 

Yaşar Hanım   yoldan geçenin bu sözlerine     pek hoşlanmıyor ve kızıyor.

 

Yaşar Hanım’ın annesi   İffet: “ Kızım sen deli mi oldun? Senin onun söylediklerinden memnun olman lazım.   İhsan Nuri ve arkadaşları sınırı aşarak kurtuldular. O İhsan Nuri’nin hemşerisidir. Bu şekilde   bize mesaj verdi ve ona teşekkür etmek lazım “ diyor.

 

Yaşar Hanım ,   Rasim Bey’in   eşi ve bacısı   İffet hanımın söylediklerine   sevindiler ve birbirlerine   sarılıp   kucaklaştılar………….

 

Uzun bir yolculuktan sonra Kervan   Palandöken   Dağlarını aşarak   Erzurum’a varıyor.Halis-Ihsan_Nuri-Ferzende

 

Yaşar Hanım   Erzurum’a vardıktan sonra   her ne kadar abisi Dr. Ali Haydar’ı   göreceğine   sevindiyse de kendisini   yabancı hissetmeye başlıyor. Siirt’teki evinden ve eşinden kopma duygusu   onu   derinden   etkiliyordu. Sanki Yaşar Hanım’ın   cesetti Erzurum’a gelmişti.

 

Dr. Ali Haydar   Erzurum’da   Hakkı Paşa’nın evini kiralamıştı.   Kervancılar, Hakkı Paşa’nın evini sorarak buldular.   Eve vardıkları zaman Yaşar Hanım’ın küçük kardeşi kucağında kardeşi oğlu olduğu   halde   dışarı çıktı ve Yaşar Hanım’ı karşıladı.

 

Kervancılar onlardan ayırarak   konaklama yerlerine gittiler. Rasim Bey’in eşi ve bacısı ise   Rasim Bey’in Erzurum’daki   amcasının oğlunun evine gittiler.

 

Yaşar Hanım ve annesi geniş olan evin bahçesinde   hasretle Hayri ile kucaklaştılar.

 

Yaşar Hanım evin avlusuna girdiği zaman   kardeşinin eşi Sediqe’yi gördü ve Yaşar Hanım’ı görmezlikten gelerek     bir odaya giriyor. Bu durum   Yaşar Hanım’ın var olan dertlerini daha da   deşiyor.

 

Yaşar Hanım   karşı karşıya kaldığı tabloyu görünce bir andan kardeşlerini   unutarak geri gitmek istiyordu,   ama nereye?

 

O esnada   Hayri   Sediqe’ye seslenerek “Annem ve bacım geldiler” diye..

 

Sediqe dışarı çıkarak   sanki gelişlerinden haberi yok gibi yaptı ve   gidip kendileriyle kucaklaşıyor.

 

Dr. Ali Haydar   evde değildi.     Askeri kışlanın merkezi Erzurum’un dışındaydı, kendisine   telefon ile   bacısı ve annesinin geldiğine dair haber verdiler.

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre   Dr. Ali Haydar’ın   eşi onların   o gün   Erzurum’a ulaşacağını bilmesine ev de   aşçı olmasına rağmen   hiç bir yemek hazırlamamıştı.

Yani buz gibi bir karşılama….

 

O günlerde Erzurum’da   küçük deprem sarsıntıları oluyordu.

 

Şehir halkı   evlerini terk ederek şehir dışında çadırlarda yaşıyordu. Evlerin   bir kısmı yıkılmış ve bazı evlerin duvarları   çatlaklarla doluydu.

 

Bir kaç   saat sonra   Dr. Ali Haydar’da   eve geliyor, kardeşler içtenlikle kucaklaştılar.   Yaşar Hanım ağlamaklı bir şekilde   yaşanan tüm gelişmeleri kardeşine anlatıyor.

 

Dr. Ali Haydar     Yaşar Hanım’ın ağlamasını durdurmak   için bir hayli dil döküyor. Evinin   Yaşar Hanım’ın   evi de olduğu ve bir aile ve kardeş olduklarını   durmadan tekrarlıyor..

 

Yaşar Hanım ise   “evim ve hayatım Siirt’te kaldı”   demeye devam ediyor.

 

Yaşar Hanım belli bir dönem eski elbiseler içinde ve   odasına   kapanıyor.   Abisinin evine gelen   insanlardan kaçıyor ve hiç kimse ile görüşmüyor..

 

Eğer birileriyle   yan yana gelse “hemen   İhsan’ını” anlatıyordu ve nerede olduğuna dair merakını açıyordu.

 

Yaşar Hanım’ın odasına çekilmesi ve kendini izole etmesi kardeşlerinin   eleştirilerine de   neden oluyordu.

 

Bir gün   Ali Haydar   bacısını   eski elbiseler içinde   görüyor ve kendisini   eleştiriyor ve hatta “seni   bu elbiseler içinde gördüğüm zaman utanıyorum, kendine gel!! Eskide İhsan mı vardı? İhsan gitti ve sende evine geldin.” diyor.

 

 

Bu arada Dr. Ali Haydar   Yaşar Hanım’a     “bir gün sonra komutanın evinde Mevlut var,   benim hatırım için   annem ve eşimle   oraya git” diyor.

 

Her ne kadar   Yaşar Hanım   gitmek istemiyorduysa da abisinin   ısrarlarından dolayı   ertesi günü   yeni elbiselerini giyerek komutanın   evine   gidiyorlar.   Komutanın evindeki Mevlut’ta geniş bir katılım olmuştu.   Yaşar Hanım’ın yakınında   oturan bir kadın   diğer bir kadına Yaşar Hanım’ı göstererek : “bu kadının kocası devlete ihanet etti ve kaçtı. Devlet onu idama mahkum etti.” diyor.   Bu sözleri söyleyen   Dr. Ali Haydar’ın ilaç imalat eden   adamının eşiydi.ihsannuri4

 

Albay’ın eşi   bayana dönerek “Niçin   böyle şeyler anlatıyorsunuz? Sabredin bakalım   bizim eşlerimizin başına ne geliyor?” diyor.

 

Yaşar Hanım bu sözleri duyduğu zaman dünya başına   yıkılıyor ve hemen annesine ve     Sediqe Hanım’a dönerek   “hemen   gidelim”   diyor.   İffet Hanım   tüm yaşananlardan habersiz olduğundan “biraz daha kalalım” diyor.   Konuşmaları   duyan komutanın   eşi   yeni bir oda   hazırlamak istedi, fakat   Yaşar Hanım kabul etmiyor ve   eve dönüyorlar.

 

Yaşar Hanım   tüm   söylenenleri   annesine de aktarıyor.

Ali Haydar   eve geldiği zaman   Yaşar’ın ağlamaklı   durumunu   görünce   merak ediyor ve annesine   durumu soruyor.

Annesi tüm yaşananları anlatıyor.   Ali Haydar   hemen ilaç imalatçısına giderek “ eşine ve bacılarına sahip çık” diyor.   Ona     eşinin   söylediklerini   aktarıyor.   İlaç imalatçısının   eşi   Yaşar Hanım’a gelip özür diliyor. Fakat     onun   söyledikleri   Yaşar’ın yaralarını deştiğinden dolayı   sözde onun     özrünü kabul etmesine rağmen,   realite de ise ona   kızgındı…

 

Bu olaydan   sonra   Yaşar Hanım yeniden   odasına   kapanarak kendini   izole etmeye başlıyor.

Yaşar Hanım’ın   tek dert ortağı     Rasim Bey’in   eşi ve bacısıydı.   Rasim Bey’de   İhsan Nuri ile birlikte   direnişi örgütleyenlerden biriydi.

 

Yaşar Hanım   bir   önceki gece   rüyasında   İhsan Nuri’yi görmüş ve İhsan kendisine iki mendil hediye etmişti.

 

Yaşar Hanım   bu rüyasını eve gelen   Rasim Bey’in   eşine ve bacısına açıyor. Rasim Bey’in bacısı “ başına sardığın   mendil   eşinle   bir birinize kavuşacaksınız,   cebine koyduğun ise   yakından bir mektup   alacaksın ondan” diyor.

 

Oda da bulunan Dr. Ali Haydar’ın   eşi araya girerek “İhsan artık   ölüdür!!! Nerede   olduğu   dahi kimse bilmiyor” diyerek   odayı terk ediyor.

 

Sediqe Hanım’ın bu tutumu   sohbet eden     3 bayanı da   üzmüştü.

 

Bu arada       hizmetçi   geliyor ve Yaşar Hanım’a   abisi   Dr. Ali Haydar’ın   kendisiyle konuşmak istediğini söylüyor.

 

Yaşar Hanım   misafir odasında bulunan abisinin yanına gittiği zaman abisi   cebinden bir mektup çıkarak “bak bu   el yazısı   İhsan’a mı ait”   diye soruyor. Yaşar Hanım mektuba bir göz atıktan sonra   hemen İhsan’ın   el yazısını tanıyor ve mektubu bağrına basıyor.

 

Dr. Ali Haydar     Yaşar Hanım’a “bu mektuptan kimseye söz etme, bakalım bu mektup nasıl geldi” diyor.

 

Yaşar hanım   mektubu okuduktan sonra yeniden misafirlerinin yanına dönüyor.   Onlara   bir şey     söyleyemiyordu. Her ne kadar     İhsan   Rasim Bey’den söz etmiyorsa da   onun da durumu iyi olmalıydı.   Mektup ‘tada   anlaşıldığı kadar Musul’da yazılmış. İhsan   sağlıklarının iyi olduğunu ve   Yaşar Hanım’ı Dr. Ali Haydar’a emanet ediyor.

 

Yaşar Hanım’ın söylemiyle   mektup “Karanlık dünyasına aniden  parlayan bir yıldız gibi” gelmişti.

 

Bir gün   gazete satıcısı   bağırarak   “isyandan” söz ediyordu.

 

Yaşar Hanım   hemen   Emine’yi gazete satın almaya gönderiyor.

 

Kürd devrimi   başlamıştı..

 

Şêx Saîd önderliğinde Kürdler direnişe geçmiş, devletin   elindeki kurumlara saldırarak   kanlı bir savaşı başlatmışlardı.

 

Yaşar Hanım anılarında   devam ile annesinin   Erzurum Kürdlerinden olduğunu ve kendisinin siyasetle bir alakasının olmadığını ve   eşi   İhsan ile mutlu bir yuva kurmak için evlendiklerini,   eşinin   yaşamını   kendi halkının kurtuluşuna   adadığını söyledikten sonra   Şêx Saîd   önderliğinden gelişen hareketin   kendisini   sevince   boğduğunu   yazıyor. Bu sefer   acıdan değil, ama   sevinç göz yaşlarını döktüğünü yazıyor.   Abisine   belli   etmemek için uğraşmasına rağmen becermediğini   söylüyor.   Bu arada   İffet Hanım’a     kızının mutluluğundan   pay aldığı görülüyor.

 

Yaşar Hanım   her gün gazete aldığını Kürdlerin   ilerlemesi     onu sevindirdiğini, fakat   kısa bir süre sonra Kürdler yenilgi aldılar, diyor. Kürdlerin   yenilgisi   Yaşar Hanım’ın yenilgisiydi. Yaşar Hanım yeniden   içine kapanıyor.

 

Bir gün Dr. Ali Haydar     Yaşar Hanım’a gelerek   “İhsan Nuri’nin akrabası   Yakup Bey seninle görüşmek istiyor” diyor.

 

Yaşar Hanım Yakup Bey’i çok içten karşılıyor. Fakat, kendisini şahsen tanımıyordu.   Onun İhsan’dan   bir haber getireceği umudunu taşıyordu.   Hal   ve hatır sorduktan sonra   ailenin   durumunu soruyor.

 

Yakup Efendi “çoktan evden ayrıldığını ve Bağdat’ta   gittiğini” söylüyor.

 

Yaşar Hanım   hemen   “İhsan ile görüşüp görüşmediğini” sorar..

 

Yakup Bey : “İhsan ile görüştüğünü ve durumu çok iyidir. Irak Kralı’nın   danışmanlığını yapıyor. Eğer istersen seni onun yanına götürürüm” diyor.

 

Yaşar Hanım: “Elbette   İhsan’ın yanına gitmek istiyorum” diyor.

 

Yakup Efendi : “ siz İhsan yanına gitmek istiyorsunuz. Şimdi bazı işlerim var. Beni askeriye istiyor. Van’a gideceğim, annemi buraya   getireceğim ve   seni İhsan Nuri’nin yanına   götüreceğim” diyor.

 

Yaşar Hanım sabırsızlıkla “Ne zaman döneceksiniz?” diye sorar.

 

Yakup Efendi: “Bir ay içinde döneceğim.   Acaba Dr. Ali Haydar   sizin eşinizin yanına   gitmenize izin verir mi? diye   bir soru   sorar.Yaşar Hanım1

 

Yaşar Hanım: “Elbette   abim istemiyor, fakat kimse benim   eşimin yanına     gitmemi engelleyemez” diyor.

 

Yakup Efendi kalkıp vedalaşıyor ve Van’dan döndükten sonra   yeniden   Yaşar Hanım ile ilişkiye geçeceğini söylüyor.

 

Yaşar Hanım’da   kendisine     “dört gözle   dönüşünüzü bekliyorum” diyor.

 

Yakup Efendi’nin   gelişi ve   geri dönüp Yaşar   Hanım’ı   İhsan Nuri Paşa’nın   yanına   götürme sözü Yaşar Hanım’a   büyük   bir umut vermişti.   Yaşar Hanım yeniden müzik ile uğraşmaya başlıyor.

 

Yavaş yavaş   havalar ısınmaya   başladı, Dr. Ali Haydar ailesiyle birlikte yazın sıcaklığından kaçarak   Palandöken   Dağlarının eteklerinde   Boğaziç Zozanı denilen bir yerde   çadır açmıştı. Yaşar Hanım   Yakup Efendi’nin   geri gelmeyişinden çok rahatsızdı.   Zozan’a   gittikleri zaman   evin koruması ile   görevli olan askere   eğer   Yakup Efendi   adlı birisi gelirse   hemen Palandöken Zozanlarını   getirmesini istiyor.   Yakup Efendi’nin gelmeyişi   Palandöken’deki Boğaziç Zozanlarını da   Yaşar Hanım’a   zindan etmişti.   Erzurum’dan gelen herkese   Yakup Beyi soruyordu. Fakat   ondan hiç bir haber   almıyordu.

 

Daha sonra ortaya çıktı ki   Yakup Efendi Askeri Kışladadır,   Bağdat’ta   gidişi ve   İhsan Nuri Paşa ile görüşmesi yalandı. Yakup Efendi’nin   Yaşar Hanım ile görüşmesi   Yaşar Hanım’ın ve   ailesinin ne düşündüğünü öğrenmek ve Kürdler üzerine bilgi toplamak içindi.

 

Yakup Efendi,   İhsan Nuri Paşa’nın   dayısının kızıyla evli olan birisinin kardeşiydi ve aslen Vanlıydı.

 

 

Dr. Ali Haydar ve   bir başka doktor arkadaşının   görev   yerleri değiştirildi ve kendilerine   Bedlis Kürdlerinin silahlarını   toplama görevi veriliyor.   Dr. Ali Haydar   Bedlis’e     gittiği zaman evin   bir bölümü boş kalmıştı. Boş kalan bölümü   Dr. Nuri Bey adlı bir arkadaşına vermiş ve ailesine   göz kulak   olmasını istemişti. Dr. Nuri Bey ve   eşi   Minewer   gelip   eve   yerleşiyorlar. Süreç içinde   Minewer     Yaşar Hanım ile arkadaş oluyorlar.

 

Sonbahara   doğru   bir asker gelerek “Hanım Efendi  Erzurum   halkı isyan etmiş.   Devlet   sokağa çıkma yasağı   ilan etmiş, asker ve memurların   evlerini korumak amacıyla   yeni birlikler gönderilmiş” diyor.

 

Kendi içine   kapanan ve dünya ile ilişkisini kesen   Yaşar Hanım “Kürdlerin bu yeni isyanını duyunca   yeniden canlanıyor ve sevinmeye başlıyor”…..

 

Erzurum halkı   kadın, erkek ve gençleriyle   sokaklara   dökülmüştü.       Silah sesleri her taraftan geliyordu.   Askerlerle   isyancılar arasında   ciddi bir   güç dengesizliği vardı.   Askerlere   ateş   emri verilmişti. Fakat, Erzurum kadınları cephenin   ön saflarında yer aldıklarından ve sürekli askerlerle   iletişim   içinde olduklarından   dolayı askerler kurşun sıkmıyor ve subayların   fermanlarını dinlemiyorlardı. Kadınlar askerlere: “ Evlatlarımız!!!   Biz sizin anneleriniziz, size şu memelerimizle süt verdik. Eğer annelerinizi öldürmek istiyorsanız   işte bizim   sinemiz   sıkınız” diyorlardı.

 

Askerler     subayların emirlerini dinlemiyor ve   isyancılara ateş açmıyordu.

 

Erzurum Valisi   direnişçilerle   doğrudan temasa geçerek, zaman kazanmak için   onlardan   yana olduğu imajını   kendisine vermeye çalışıyordu. Bu arada Sarıkamış’tan   askeri   güç   bekliyordu.

 

Belli bir dönem sonra   Erzurum dışından bir dizi   askeri birlik Erzurum’a giriş yaptı ve   her tarafta   katliamlara giriştiler. Bir çok kadın ve erkek öldürüldü. Her tarafta yaygın tutuklamalara giriştiler.

 

Bir kaç gün sonra   Ankara’dan   Orfi Mahkemesinin heyeti Erzurum’a geldi.   Mahkeme bir kadın için   idam kararı verdi ve iki kadın içinde ömür boyu   hapis…. İki kişiyi sokak ortasında   asmışlardı.

 

Yaşar Hanım’ın   söylemiyle “Tüm umutları   kısa   vadeli” oluyordu, Erzurum Direnişi de uzun sürmemişti.

 

Bu arada     “İhsan Nuri’nın sınırda   öldürüldüğüne” dair   bir   haber   haber yayılıyor ve   daha sonra    ölen Kürdün İhsan   Nuri   olmadığı,   İhsan Nuri’nin arkadaşı Rasim Bey olduğu anlaşılıyor.

 

Dr. Ali Haydar   Erzurum’daki ailesinden     Erciş’e   gelmelerini istiyor. Yaşar Hanım, Sediqe ve   İffet Hanım   satabildikleri eşyaları   satıyor ve geriye   kalanları da   Dr. Nuri Bey’e vererek     Erzurum’dan   Erciş’e doğru yola çıkıyorlar.

 

Tüm yollar   Kürd   Direnişçilerinin   elindeydi.   Kürd köylerinden ve yerleşim alanlarından geçtikleri süre içinde   hiç bir sorun ile karşı karşıya kalmadılar.   Kimse   kendilerini soymadı.   Arabaları   kullananların   Kürd direnişçileriyle ilişkileri vardı.     Yaşar Hanım ve beraberindekiler Patnos’a vardıkları zaman     Patnoslular     bunların   soyulmadığına şaşırmışlardı.   O yollarda geçen   tüm askeri birlikler   saldırılara uğruyor ve soyuluyordu.

 

Dr. Ali Haydar’da   bir   kaç asker ile birlikte onları karşılamak için Patnos’a gelmişti. Dr. Haydar     ailesini   sağ ve selamet   görünce   seviniyor ve “ Acımasız Kürdler yoldan geçen   asker ve jandarmaları dahi   soyuyorlar. Sizleri çok merak ediyordum.   Sizlere Erciş’e   gelmeniz için haber gönderdikten sonra pişman oldum” diyor.

 

Yaşar Hanım gülerek: “Beyim niçin korktun? Ben onlarla birlikteydim. Eğer Kürdler yolumuzu kesmiş olsaydı kendilerine ‘İhsan Nuri’nin eşi olduğumu söylerdim, bizim savunmamızı üstlenir ve bizi buraya getirirlerdi” diyor.

 

Dr. Ali Haydar gülerek: “Evet küçük hanım sen de   bir ata biner   ve eşini bulmak umuduyla   onlarla birlikte   giderdin”   diyor.

 

İffet Hanım “Allah etmesin!! Sağ ve selamet içinde geldik ve kimse ile karşılaşmadık” diyor.

 

Sediqe Hanım: “ Gerçeği söyle Yaşar   sen onlarla gidermiydin?”diye sorar..

 

Yaşar Hanım:” İhsan’ı soracaktım. Eğer İhsan’ın nerede olduğunu bilseydiler, elbette   onlarla beraber giderdim”   diyor.

 

Sediqe Hanım, Yaşar’a “sen hep bu boş hayallerle yaşıyorsun” diyor.

 

Sonuç olarak o gece   Patnos’da kalıyorlar ve ertesi günü   askerlerin koruması altında   Erciş’e   gidiyorlar. Erciş’te oldukları zaman   Yaşar Hanım     subay eşleriyle   ve askerlerin gözetimi altında Van gölünün kenarındaki   meyve   bahçelerine gidiyor ve   oralarda     zamanlarını geçiriyorlardı.

 

Dr. Ali Haydar’ın evi Erciş Belediye’sinin tam karşısında bulunuyordu. Bir gün   Yaşar Hanım sokaklarda   sesler duyuyor ve pencereden   dışarı bakarken   askerler   bir Kürdün   kesik başını   getiriyorlar. Bu kesik baş Erciş bölgesindeki   Kürd Direnişinin Komutanı olan   Şukur’a aitti. Komutan Şukur’un   kesik başını Belediye binasının duvarına çivilerle astılar.

Şukur sorumlusu olduğu bir Kürd birliği ile bir çeşmenin başında   mola veriyor ve tuzağa düşürülüyor. Askerler   onları   aniden kurşun yağmuruna tutuyor. Şukur   ağır yaralanıyor.   Arkadaşları onu kurtarmaya çalışıyorlar, fakat beceremiyorlar. Şukur sağ     bir şekilde   devlet güçlerin eline   düşüyor.   Yetkili Türk subayı   Şukur’un   başını     sağ olmasına rağmen kesiyor.ihsan nuri

 

Komutan Şukur’un kesik başı   Yaşar Hanım’ı   çok kötü bir şekilde etkiliyor.

 

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre     o yıllarda   Kürdistan’da bulunan   asker ve subay aileleri   korku içinde  yaşıyorlardı. Her an Kürdlerin büyük saldırılarına   uğrayacakları korkusu   herkesin ruhuna işlemişti. Erciş’de bulunan   subay aileleri     Kürdlerin Erciş’e   saldırıp   şehri   ele geçireceklerinden korkuyorlardı. Erciş halkı ise   Kürd savaşçılarının   faaliyetlerini   abartarak   propaganda   ediyorlardı.   Savaşın   Kürd   direnişlerinin   lehine   geliştiğini her tarafa   yayıyorlardı.   Bu durum ise   subay ailelerini   ciddi bir şekilde tedirgin ediyordu.

 

İhsan Nuri Paşa o dönemler   İran   tarafında     Agirî civarına   gelmişti.   Komutan   Şükrü’nün   Birliği   onu sınır boylarında   görmüştü. İhsan Nuri   Kürd aşiretleri arasında   dağıtmak   amacıyla   Xoybun’un bildiri ve açıklamalarını   kendilerine vermişti.

 

İhsan Nuri, Yaşar Hanım’ın Erciş’te olduğunu ve Yaşar Hanım’ın da İhsan Nuri’nin bölgede   olduğunu     bilmiyordu.

 

Broyê Heskê Tello  önderliğindeki   Kürd savaşçıları   Agirî civarında   düşman   güçlerine   karşı   sürekli ve sistemli saldırılardan bulunarak   günden güne   büyük başarılar   elde ediyordu.   Broyê Heskê Telo’nun   bu saldırıları   devlet güçlerini Erciş’teki taburu   Bazîde   aktarmaya   mecbur etti.

 

Erciş’ten Bazid’e doğru yola düştükleri zaman   Yaşar Hanım’ın   gözleri önüne   Bazid’te İhsan ile birlikte geçirdikleri   güzel günler   bir film şeridi     gibi geçmeye başlıyor.. O dönem İhsan   İran ve Türkiye sınır komutanıydı.   Bazid’e vardıkları zaman   Yaşar Hanım   daha önce   İhsan Nuri ile   oturdukları evi uzaktan görüyor ve içini   derin ve giderilmesi zor bir hüzün sarıyor.

 

Ev, yeniden Yaşar Hanım’ın   kalbindeki   yaraları   bir hançerle deşmişti.

 

Yaşar Hanım ailesi ile Bazid’e yerleştikten   belli bir dönem sonra   şehir de bir düğün   oluyor ve     bir dizi subay aileleri gibi   onları da davet ediliyorlar.

 

Yaşar Hanım ve   diğer   bir dizi   kadın   oturdukları   salon   Agirî Dağına bakıyordu. Agirî  Belediye Başkanı’nın eşi   AGİRÎ’ye bakarak   ve dağı işaret ediyordu.   Belediye Başkanın annesi   Yaşar Hanım’a: “ Doktor Bey’in bacısı   ben bu mendili salladığım zaman bil ki benim “ dedi. Belediye Başkanı’nın annesi bir kaç defa bu cümleyi tekrar etti, fakat Yaşar Hanım hiç bir şeyi   anlamadı.

 

Yaşar Hanım hiç bir şeyi anlamadığından dolayı Belediye Başkanı’nın     annesine   gidip ne demek istediğini öğrenmek istiyordu.

 

Tam bu arada   Dr. Ali Haydar’ın eşi ve   Jandarma Komutanın karısı   araya giriyor ve Yaşar Hanım’ı alarak   düğünü terk ediyorlar.

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre “tam bir gözetim” altındaydı.

 

İhsan Nuri sınır boylarında İran tarafında Kürd aşiretlerinin içinde olduğu bir dönem Yaşar Hanım’ın Bazid’e geldiğine dair haber alıyor. Bu haberden sonra İhsan Nuri, AGIRÎ önderi İbrahim Ağa(Broyê Heskê Tello ) ya bir mektup yazarak: ”Eşim Dr. Ali Haydar Beyin   bacısıdır ve şimdi Bazid’tedir. Kendisine dikkat et ve ben   yakında geleceğim” diyor.

 

Broyê Heskê Tello’nun   eşi Rabiha Hanım Bazid Belediye Başkanı Mahmud Bey’in   bacısıydı.    Bazid halkı   İhsan Nuri uzakta olmasına   rağmen Agirî’ye geldiğini biliyorlardı.  

 

Broyê Heskê Tello    dağa çıkmadan önce eşi Rabiha Hanım’ı   annesinin   yanına bırakıyor. Belli bir dönem sonra   İbrahim Ağa   yanındaki bir Kürd savaşçıyla baskın yapıp   Rabiha Hanım’ı alıp Agirî’ye  götürüyor.

 

Türk devleti ve Dr. Ali Haydar   İhsan Nuri Paşa’nın İran Kürd aşiretlerinin içinde   olduğunu ve Agirî’ye  geçtiğini biliyorlardı.

Bazid çevresinde   Kürd   direnişçilerinin saldırıları   ciddi boyutlarda   artmıştı.

 

Türk devleti   Yaşar Hanım’ın   İhsan Nuri Paşa’dan   ayrılması için Dr. Ali Haydar üzerine   baskı   kurmuştu. Ondan   Yaşar Hanım’ın   talâk vermesini istiyorlardı.

 

Bir gün Bazid Jandarma Komutanı, Bazid   Bölge Askeri Komutanı, Tabur Komutanı ve ordunun   imamı   Dr. Ali Haydar’ın   rızasıyla   Doktorun evine geliyorlar.

 

Dr. Ali Haydar çok üzgün bir şekilde   Yaşar Hanım’ın odasına giderek: “Değerli bacım bugün ben sana bir öneride bulunacağım. Biliyorum bu önerinin senin tarafından kabul edilmesi çok zor olacak. Fakat, ne yapayım mecburum. Ben büyük kardeşinim ve babanın yerine sayılıyorum. Hiç bir zaman senin kötülüğümü istemem. Senin başına bu bela gelmeden önce ne güzel ve mutluydun.

 

Bak ben askeri bir adamım, yalnızca   üstlerimin emirlerini yerine getirmekle yükümlü değil,   devletin tüm emirlerini   yerine getirmek zorundayım. İhsan bir kaç yıldan beri yoktur. Nerededir? Ne yapıyor? Kimse bilmiyor ve sana da bir haber göndermiyor. O bireylerle   değil   devlet ile düşmandır. Devlet senin   İhsan ile olan ilişkilerini   koparmanı istiyor. Başka bir   şekilde söyleyeyim   senin onunla ilişkin   kalmasın”…diyor.

 

Yaşar Hanım abisinin   niyetini anlamıştı ve kendisine : “Ne demek   istiyorsun? Onlar niçin gelmişler? Amaçları Ne?   diye sorar.kongreya Xoybûn - Khoyboun.1927.libnan

 

Dr. Ali Haydar: “ Onlar senin   İhsan Nuri’ye talak atmanı ve özgürleşmeni istiyorlar” diyor.

 

 

Yaşar Hanım ağlayarak: “Hayır abi   hayır ben hiç bir zaman İhsan’dan ayrılmayacağım. Ben ile İhsan’ı ölümden başka hiç bir şey bizi ayıramaz. Güçlü bir devlet benim gibi çaresiz ve   bahtsız   bir insandan ne istiyor?   İhsan’dan korkuyorlar!! Abi sen benim babam yerinesin, benden böyle bir şey isteme…. İhsan ile ilişkilerimi kesmek ve ona vefasızlık yapmak? Ben yapamam bunları.. imkansızdır.”

 

Dr. Ali Haydar, Yaşar Hanım’ın iki elini tutarak: “ Eşine karşı vefalı oluşunu ve bağlı olmana saygım var. Beni de mutlu ediyor. Fakat sorun   başka… Eğer sen razı olmasan devlet benim başıma bir bela getirir. Yalnızca kendini düşünme… Beni, anneni ve   bu çocukları düşün ………

 

İffet Hanım : “Haydar   Yaşar talak verse yada   vermese ne etkisi olacak? diye sorar.

 

Dr. Ali Haydar: “Anne can ben ne bileyim? Devlet böyle istiyor. İhsan   önemsenmeyecek   küçük bir iş   yapmamıştır. İki yıl önceki Kürd İsyanı, belli bir dönem önce Erzurum İsyanı   ve şimdi ise bu harekete önem vermeyelim. Bunların hepsi   İhsan’ın yürüttüğü faaliyetlerin   ürünüdür.”

 

Yaşar Hanım ağlayarak: “ Bunların İhsan ile ne alakası var? İhsan mı dedi ‘Kürdler ayaklanın’     İhsan nerede ve buradakiler nerede?” diyor.

 

Dr. Ali Haydar: “Doğrudur İhsan demedi ayaklanın, fakat   İhsan ve arkadaşları   Kürd ayaklanmasını   öncüleridir. İhsan gil başlattılar.   Uyuyan bir dev vardı uyandırdılar. Bir kaç yıldan beri Kürdistan’da   asayiş ve güvenlik kalmadı ve biz Bazid’te   Kürdlerin korkusundan   yatamıyoruz.

 

Hatırlıyor musun bir kaç gün önce   sana anlatmıştım. Bazid’te bir Kürd   yakaladığı Şahin’i   pazarda   satıyordu, almak istedim   subay olduğumdan dolayı bana   satmadı. Çok daha ucuz bir fiyatta bir Kürd esnafına sattı. Ben kendisine nedenini sorduğum zaman ise   hiç korkmadan ‘sen Türk olduğundan dolayı   sana   satmıyorum’ dedi.

 

Devam edecek

İlgili Haberler

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)
Siyasi

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)

    Aso Zagrosi   İbn Xaldun İslam dünyasının en önemli tarihçilerinden, filozoflarından ve sosyologlarından biridir. İbn Haldun, ünlü tarihçi ve sosyolog olarak bilinir ve "Mukaddime" adl...

2 yıl önce 1,902

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine
Siyasi

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine

Son yıllarda Türk devletinin çabalarıyla Mela Gorani Şarezori’yi gölgede bırakarak Şeyh Akşemseddin üzerine bir dizi kitap ve “akademik” çalışma yaptırılarak Türk yapma çabası, tarihsel gerçeklerle ba...

2 yıl önce 1,533

Sadi Şirazi Kürt müydü?
Siyasi

Sadi Şirazi Kürt müydü?

  Sadi Şirazi, dünya edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen bir şairdir. Özellikle "Bostan" ve "Gülistan" adlı eserleriyle tanınan Sadi, yüzyıllar boyunca çeşitli dillere...

2 yıl önce 2,524

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.