Siyasi

PÎREMÊRD  VE TORUNU ATİLLA  SAV ÜZERINE (2)

02.04.2021 3,468 görüntülenme

PÎREMÊRD  VE TORUNU ATİLLA  SAV ÜZERINE (2)

PÎREMÊRD  VE TORUNU ATİLLA  SAV ÜZERINE (2)

 

Aso Zagrosi

 

 

PÎREMÊRD’İN  İKİ ERKEK ÇOCUĞU:  NEJAD VE WEDAT

 

  

PÎREMÊRD Osmanlı devletinin başkenti İstanbul’da olduğu zaman  tanınan bir ailenin kızı olan Samiyexan ile evleniyor.  Bu kadından  1904 yılında  Nejad ve 1907 yılında Wedat  adlı erkek çocukları dünyaya geliyor.  Nejad,  Atilla Sav ve  Muhammed Ergün Sav’ın(Türkiye’de daha çok Ergün yada Mehmet Ergün Sav olarak biliniyor.. Yazının devamında kendisi hakkında bazı bilgileri vereceğim) babasıdır.

PÎREMÊRD Heybeli Ada Kaymakamı olduğu zaman  Nejad dünyaya geliyor. Nejad dünyaya geldiği gün yapılan kutlamada ,  Kürd okuyucu tarafından tanınan,  “Kürdistan Tarihi”,  “Kürd Meşhurları” ve “Suleymaniye Tarihini” yazan  değerli Kürd tarihçisi Mehmet Emin Zeki Bey’de orada hazır bulunuyor. Mehmet Emin Zeki Nejad’ın doğumuyla ilgili bir kaside yazıyor. Fakat ne yazık ki  Mehmet Emin Zeki’nin kaleme aldığı bu kaside hala bulunmuş değildir. PÎREMÊRD çıkardığı JÎN  Gazetesinin 1939 yılında çıkan 554. Sayısında  bu gelişmeyi şöyle aktarıyor: “ Oğlum Nejadi Heybeli Adasında dünyaya geldikten sonra  Emin Zeki Bey bir kaside yazdı. Bu kaside  Halid Ziya ve  Recayizade Ekrem Bey’in çok hoşuna gitti” diyor.(aktaran Umud Aşna) PÎREMÊRD’in burada sözünü ettiği yazarlar Halit Ziya Uşaklıgil ve Recaizade Mahmud Ekremdir.. Bunlar Osmanlı döneminde önde gelen yazarlardı.

PÎREMÊRD, Nejad’ın gazete ve dergilerde  makale ve hikaye yazdığını da söylüyor( JÎN  Gazetesi sayı 704).  PÎREMÊRD: “ İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin  fedaileri vardı, halkı korkutuyorlardı. Benim gibi gazeteci olan  Ahmet Semih ve Hasan Fehmi’yi öldürdüler.  Aziz ile benim oğlum Nejadi  Kürd Cemiyeti’ni korumak için kendilerini fedai olarak yazdılar” diyor.

Pîremêrd’in burada sözünü ettiği gazeteci  Ahmed Semih  31 Mart 1909 darbesi öncesi İttihatçılar tarafından öldürülüyor. Darbe sırasında sembolleşen şahsiyetlerden biridir.  31 Mart 1909   askeri  darbe  girişiminde  sonra Piremêrd   ve  Mela Saîdî Kurdî  tutuklandılar.   Bir  çoğumuz    Mela Saîdî Kurdî’nin  tutuklandığını biliyorduk, fakat  şair  Piremêrd’inde    darbe  girişiminden  dolayı  tutuklandığını  bilmiyorduk.  Bu konuya ilişkin daha önce detaylı bir yazı yazmıştım.. Piremêrd   ve  Mela Saîdî Kurdî  ilişkisini daha detaylı öğrenmek isteyen arkadaşlar linklere bakabilirler.( https://kurdistaname.net/tr/node/117?fbclid=IwAR33WE7rQ_bZbRrwir31JHMDyjyJr6b9Q0nnRRQHt7fI-mxWwICm7qHPqm4

 

https://kurdistaname.net/tr/node/120?fbclid=IwAR1HqxrgD1kSQe6T0XEYqQcj2bMfbq7gtqCfqyHRRXLeqR82aFxOEzp8sAI )

 

Atilla Sav ve Ergün Sav’ın  babası Nejadi’nin  birlikte  İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin saldırılarına karşı  Kürd Cemiyetini  korumak için fedai olarak yazıldıkları  Aziz adlı şahıs, Aziz Yamulkîdir.  Daha sonraları Albay oldu ve  Albay Aziz Yamulkî olarak biliniyor.

Albay Aziz Yamulkî,   tarihte ilk defa Ermeni jenosidinden dolayı  Cemal, Talat ve Enver Paşaları gıyabından ölüme mahkum eden, yine mahkeme başkanı olarak İttihat ve Terakki artıkları olan Mustafa Kemal ve arkadaşlarını ölüme mahkum eden ve silahlardan dolayı tutuklanan Dr. Nuri Dersimi’yi  serbest bırakan  General Mustafa Paşa Yamulki’nin oğludur. Kemalistler ve İttihatçılar ondan nefret ederler ve “Nemrut Kürd Mustafa” diye  adlandırıyorlar.( Mustafa Paşa Yamulki  hakında bilgi sahibi olmak isteyenler “General Kürd Mustafa Paşa Yamulki’nin Anısına”  yazdığım uzun yazı serisine bakabilirler)

 

Piremêrd’in  oğlu, Atilla ve Ergün Sav’ın babası Nejadi  2 defa  Suleymaniye’ye gidiyor.  Birinci ziyareti  1933 yılında gerçekleşiyor. Piremêrd’in kendisi çıkardığı JÎN  gazetesinin 1933 yılının 368 sayısında  Nejadi’nin Suleymaniye’ye  geldiğini ve kendisini gördüğünü  yazıyor.  Nejadi’nin ikinci ziyareti ise Piremêrd’in ölümünden sonra  gerçekleşiyor. Nejadi,  Piremêrd’in ölümünün 40.gününde yapılan törene  katılıyor. Nejadi  Hukuk Fakültesini tamamlayarak Ankara’nın  meşhur Avukatlarından biri oluyor. Ankara’da  yazıhanesi var.  Atilla Sav’da  kısa biyografisinde  babasının yanında stajyer olarak çalıştığını ve mesleğe başladığını söylüyor.

 

Atilla Sav’ın  TBMM’nin  resmi internet  sayfasında  kısa özgeçmişine ilişkin  olarak verilen bilgilerde  babasının ismi  “Mahmut Nejat” olarak geçiyor. Kısaca  verilen bilgiler şöyle:

“ANKARA - 1931, Mahmut Nejat, Ayşe Handan - Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi - Fransızca - Hukuk - Serbest Avukat, Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı, Tiyatro Eleştirmeni, Yazar - SODEP Kurucu Üyesi - XX nci Dönem Hatay Milletvekili - TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı - Çalışma, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı - Evli, 2 Çocuk.(TBMM RESMi Sayfasından)”

 

Piremêrd  oğlundan söz ederken her zaman  NEJAD ismiyle anıyor. Mahmud Nejad  demiyor. Bilindiği  gibi Piremêrd’in babasının ismi Mahmud Ağaydı.. Dedesi  Hamza Ağa Mesrefti.. Hamza Ağa  Babanların son Mîrî  Ahmed Paşa’nın Maliye Bakanı diyebileceğimiz bir pozisyona sahipti.. Zaten “Mesref” lakabı da oradan geliyor. 

Bugün “Soran Edebiyatı “ dediğimiz Kürd edabiyatı Baban Mîrlîği döneminde vücut buldu ve gelişti. Şair Nali, Salim ve Kurdi Baban Mirliğinin kendilerine sunduğu ortamdan yararlanarak Kürdçe eserlerini verdiler.
Baban Mirlerini gözden düşürmek için onlarında “ulusal bilinçleri” olmadığını söyleyecekler.
Babanların son Mîr’i olan Ahmed Paşayê Baban ilgili bir yabancı yazarın kaleminden bazı gerçekleri aktaracağım.
Bir çoğumuz A.Chodzko’yu biliyoruz. A.Chodzko 1857 yılında Paris’te Journal Asiatıque’te Kürd Dili Üzerine- Suleymaniye lehçesi adlı bir çalışmayı yayınlıyor. A.Chodzko Dil Çalışmasının hemen girişinde “bu çalışma sadece benim yaptığım çalışma değildir” diye giriş yapıyor. A.Chodzko yazının girişinde devamla 15 yıl önce Xorasan, Alamut, Hamadan, Guerus, Texti Suleymaniye , Maraga ve Şahi gölünün çevresinde yaşıyan bazı Kürd aşiretlerinin dillerine dair bazı notlar toplamıştım. Fakat , eğer talih benim umutsuzluğuma yetişmemiş olsaydı,
not aldığım bu param parça bilgilerle hiç bir pozitif bir sonuca ulaşmayacaktım.

1853 yılında Suleymaniye halkından Bebe Kürdlerinin mırasçısı şefi Ahmed Xan Paris’e geldi. Ahmed Xan beni Kürdçe üzerine araştırma yapmaya teşvik etmeye ve cesaretlendirmeye çalıştı. Kürdçe grameri ve ekte sunacağımız metinleri konrol etti ve büyük oranda da kendisi dikte etti. Paşa, ağır hastalığından dolayı yatakta kalmasına rağmen yardımcı oldu. Çalışmamız Paşa’nın hastalığından dolayı bir kaç defa kesintiye uğradı. Sonuçta 1864 yılının son ayında çalışmamızı bitirdik.
Bu arada tüm filolojik materiyeller bana sözlü olarak aktarılmıştı. Ben bu çalışmayı bir kaç dil uzmanının kontrolunden geçirmeden yayınlamak istemiyordum. Kaldı ki, Ahmedxan bana Osmanlıca ve Persçe’yi kendi aşiretinin dilinden daha iyi bildiğini itiraf etmişti.

Suriye’nin Şam şehrinde meşhur büyük Kürd bilgini Molla Xizir varmış. Daha edebiyat alanında Nalî Efendi diye bilinir. Nalî Efendi kendisini ülkesi Kürdistan’ın farklı lehçelerine adamış. Ayrıca Nalî Efendi Arapça bir gramer kitabını Kürdçe’ye çevirmiş.
Ahmedxan Nalî, Efendi’yi kişisel olarak tanıyormuş. Ahmedxan, beni ulusunun yıldız filologu ile ilişkiye geçirmeye söz verdi. Ayrıca bana 16.yüzyılda yaşayan ve Pers Cami’nin çağdaşı olan bir şairin Kürdçe şiirlerini verecek. Bu şair Şêx Ahmedtir, Mezopotamya’da Cizre de doğmuştur. Ayrıca onun Mem û Zîn diye şiirsel erotik bir eseri de var. Mem û Zîn, Arapların Leyla ve Mecnun ve Perslerin Ferhat ve Şirin’i gibidir.
Bu arada Ahmedxan aracılığıyla Garzoni’nin Kürdçe gramerinin düzeltilmiş yeni bir baskısını yapmak istiyordum. Ahmedxan Garzoni’nin yazdıklarını okuduğum zaman onu yoruyordu ve çok az kelimeyi anlıyordu. Ya sorun Garzoni’nin İtalyan ortografında sorun vardı, yada benim noble profesörüm Amediye lehçesini tam anlamıyordu.
Tam da bu araştırmalar esnasında Ahmedxan Paris’ten İstanbul’a çağrıldı. Bundan dolayı bu filolojik çalışmayı bu haliyle yayınlıyorum. Nalî Efendi belki asla gelmeyecektir.
“Benim esas dil otoritem Ahmedxandır”(Journal Asiatique, Etudes Philoloqiques Sur La lanque Kurde- Dialecte de Soleimanie, 1857, 297-301)

A.Chodzko’nun yazısını özetleyerek aktarmaya çalıştım. Yazarın burada sözünü ettiği “Ahmedxan” yada “Paşa” olarak Kürd şahsiyeti “Ahmed Paşayê Baban”dır. Suleyman Paşayê Baban 1838 yılında öldüğü zaman Ahmed Paşa onun yerine geçiyor. Ahmed Paşa Baban Mirliğini yeniden canlandırmaya çalıştığı bir ortamda Osmanlı Valilerin ve İran’ın bir dizi saldırıları neticesinden iktidarını kayıp ediyor ve İstanbul’a sürgün ediliyor. Aslında “Ahmed Paşayê Baban”nin çok ilginç bir yaşamı var.(Ayrı bir yazıda Baban Mirlerinin üzerine durmak gerekiyor)

Kürd şairlerinin Piri Nali, Ahmed Paşayê Baban için yazdığı şu şiir çok şey ifade ediyor:
“Ta felek dewrey neda , sed kewkeyi awanebû,
kewkeyî Mîr mubarek telhetî peyda nebû….
………………
Ta Suleymanan nebûne sedrî textî axîret,
Ahmedî muxtarî ême şahî textî ara nebû…”

Şêx Riza Talabanî’de bir şiirinde Ahmed Paşayê Baban’a methiye dizerek şöyle yazıyor:
“Yani hem namî nebî, Hazretî Ahmed Padîşah,
fexrî dîn, kanî heya, behrî kerem û kuhî fiqar,
medhî îhsanî bekem, îlmî bikem û fezlî bikem!!!”
Osmanli Sultanlarına, Şeyhlere, ağalar ve Osmanlı valilerine ve akrabası olan Talaban Şeyhlerine ateş püskürten şiirler yazan Şêx Riza Talabanî Ahmed Paşa Baban hakkında böyle methiyeler yazmasının altında Baban Kürd iktidarıydı. İnsan bunu açık bir şekilde onun “Le bîrim tê Silêmanî” adlı şiirinde görüyor.
A.Chodzko’nun da açık bir şekilde kabul ettiği Babanların son Miri Ahmed Paşayê Baban dil çalışmasının ortağıdır.
Nali, Mevlana Xalid Şarezorî, Elî Berdaşanî, Şêx Riza Talabanî, Salim, Kurdî ve Hacî Qadrî Koyî gibi Kürd şairlerinin övgüler dizdiği Baban Mirlerini ve yıkılışından sonra arkasında göz yaşları döktükleri Baban Mirliğini ve hasta yatağında yabancı dil bilimcilerini Kürdçe üzerine araştırmaya sevk eden Ahmed Paşa Baban’ın “Kürd ulusal bilinci’nin olup olmadığını tartışmak saçmalıktır.
A.Chodzko’nun yazısında Molla Xizir ve Nali Efendi dediği meşhur Kürd şairi Nali Şarezoridir. Yazar onu beklemeden araştırmayi 1857 yılında yayınlıyor. Nali yazının yayınlanmasından 2 yıl önce 1855 yılında vefat ediyor.
A.Chodzko yazısının girişinde Ahmed Paşa Baban’dan aldığı bilgilere göre Nali “Arapça bir gramer kitabını Kürdçeye çevirmiş”. Bu bilgi benim için yenidir. Böyle bir kitap günümüze ulaşmış değildir. 

 

İşte Pîremêrd’in  dedesi Hamza Ağa, yukarıda kısaca sözünü ettiğim  Ahmed Paşayê Baban’ın  “Maliye Bakanı”ydı.   Bazılarının sandığı gibi  Kürd ulusal bilincine yabancı değillerdi. Hamza Ağa ismiyle anılan bir Cami de var ve hala söz konusu olan Suleymaniye’de ibadete açıktır.  Pîremêrd ölmeden önce bıraktığı vasiyetname de istediği bir dizi şeyin yanında “Mizgefta Hemza Axa”nın korunması da var.

Pîremêrd, geçen yüzyılın başlarında İstanbul’da çıkan Kürd basınında  farklı isimler altında  yazılar  yazdığını  biliyoruz. Bundardan Suleymanyeli Tofiq, S.T, Suleymaniyeli Mahmud Nejad, Suleymaniyeli M. Nejad Tofiq, M. M, Suleymaniyeli Wedad, İsmail Wedad…..vs…azı

Bu isimlerden biri de “Suleymaniyeli Mahmud Nejad” olduğunu biliyoruz. Acaba  gerçekten  bu isimle yazı yazan PÎREMÊRD’in kendisimi?  Yoksa Nejad bu isimle  yazı yazıyordu?( PÎREMÊRD’in kendisi Nejad’ın yazılar yazdığını söylüyor) Acaba Piremerd oğluna ön isim olarak babasının ismi olan Mahmud’u da vermişti? Yoksa Nejad, dedesinin ön ismi olan Mahmud’u  soy isim olarak mı kullandı?  Bunlar ortaya çıkarılması gereken detaylardır.  Şimdilik geçiyorum.

Devam  edecek…

02.04.2021

Aso Zagrosi

İlgili Haberler

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)
Siyasi

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)

    Aso Zagrosi   İbn Xaldun İslam dünyasının en önemli tarihçilerinden, filozoflarından ve sosyologlarından biridir. İbn Haldun, ünlü tarihçi ve sosyolog olarak bilinir ve "Mukaddime" adl...

2 yıl önce 1,904

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine
Siyasi

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine

Son yıllarda Türk devletinin çabalarıyla Mela Gorani Şarezori’yi gölgede bırakarak Şeyh Akşemseddin üzerine bir dizi kitap ve “akademik” çalışma yaptırılarak Türk yapma çabası, tarihsel gerçeklerle ba...

2 yıl önce 1,535

Sadi Şirazi Kürt müydü?
Siyasi

Sadi Şirazi Kürt müydü?

  Sadi Şirazi, dünya edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen bir şairdir. Özellikle "Bostan" ve "Gülistan" adlı eserleriyle tanınan Sadi, yüzyıllar boyunca çeşitli dillere...

2 yıl önce 2,525

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.