Siyasi

Sovyetler Birliğinin Kürdlere Karşı Resmi Tavrına İlişkin Önemli Bir Belge

Aso Zagrosî · 13.01.2016 6,175 görüntülenme

Sovyetler Birliğinin   Kürdlere  Karşı Resmi  Tavrına İlişkin Önemli Bir  Belge

Sovyetler Birliğinin   Kürdlere  Karşı Resmi  Tavrına İlişkin Önemli Bir  Belge

 

Aso Zagrosi

 

2. Dünya Savaşı  sırasında ve  sonrasında   Doğu Kürdistan’da  yaşanan olaylar ve  Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti  tecrübesini  anlamak  için Sovyetler Birliğinin  o dönem Kürdlere ve   özellikle  Doğu Kürdlerine  karşı yaklaşımın  anlamak  gerekiyor.

 

O dönem Sovyetler Birliğinin  Dışişleri Bakanı  olan  Molotov’un   gönderdiği bu  talimatlar   SSCB’nin    Doğu  Kürdistan  politikası  olarak devam etti.    Sovyetler Birliği  Tahran Büyükelçiliğinin  danışmanı   A. Yakubov   4 Mart 1945  tarihinde   Sovyetler Birliğinin  Urmiye Konsolosuna  gönderdiği   bir mektupta: “ Yoldaş  Molotov’un   Kürd meselesine  ilişkin  talimatını   yerine  getirin”  diyor.    Yani   tüm  süreç boyunca   bu talimatlar   Sovyetler Birliğinin  resmi politikası  oldu.

Iosif Stalin at 16 Congress of the Communist Party, July 1930
Iosif Stalin at 16 Congress of the Communist Party, July 1930

 

Sovyetler Birliğinin  Kürdlere  dair  arşivlerini  inceleyen  değerli Kürd  araştırmacısı rahmetli  Dr. A. Hawrami   bu talimatlara  ilişkin yaptığı  değerlendirmede    mektubun  “çok gizli”  ve “kopyalanamaz”    özelliğinden  dolayı   mektup   imza  karşılığında   bölgedeki   üst düzeydeki   yöneticiler tarafından   okunmuş ve  okuduklarına   dair  imzalamışlar.      Mektup  Sovyetler Birliğinin   bölgedeki  askeri ve diplomatik  kadroları tarafından   okunmuştur.    Bunlardan,     Kızıl Ordunun  İran  Genel Komutanı,  General Vasilosvsky, General Emir  Aslanov,   Sovyetler Birliği  Tebriz, Urmiye,  Maku,  Kirmanşah ve Meşhed  Konsolosları  ve  ayrıca    Tahran,  Tebriz ve Urmiye   Konsolos  sekreterleri  tarafından  okunmuş ve  imzalanmıştır.

 

Molotov    Dışişler Bakanı  olarak   Doğu  Kürdistan’da   bulunan  Sovyetler Birliğinin   askeri  ve  diplomatik    kadrolarının  Kürdlere  ilişkin  yürüttükleri  politikaların  yanlış    olduğunu,  Kürd  meselesini  kavramadıklarını   ve  politika  değişikliğini  istiyor.

Moskova’da   oturan  Sovyet  Devletinin   elit  yapısını  rahatsız  eden  ne?

 

Sovyetler Birliği’nin    askeri ve diplomatik  kadroları  bölgeye   gittikleri  zaman  Kürdler tarafından  büyük bir  sempati ile karşılanıyorlar.   Kürdler  kendilerine   yiyecek veriyor,  hayvan  kesiyor,  yol  gösteriyor, bölgede  faaliyet gösteren, İran, Türkiye ve Alman  kadroları  hakkında   bilgi veriyor.   Ayrıca   Kürdler  Kızıl Ordu  için  para topluyor ve  bazı  Kürdler    Kızıl Ordu  yetkililerine  giderek     saflarında   savaşmak  istediklerini   bildiriyorlar..     Hatta  bir  Kürd  köyü   ismini  değiştirerek   “Stalinabad”     ismini alıyor.      Kürd  toplumunun  farklı  kesimlerinden  Sovyetler Birliğine  karşı   ciddi bir  dayanışma ve  sevgi   gösterileri var.. Bölgedeki  Sovyet  askeri ve  diplomatik   kaynakları   bu gördüklerini   merkeze  raporlar halinde  gönderiyorlar.

Signing of the Molotov-Ribbentrop Pact; treaty between Germany and the Union of Soviet Socialist Republics (USSR), signed in Moscow on August 23, 1939Чa few days before the beginning of World War IIЧby Nazi foreign minister Joachim von Ribbentrop and Soviet commissar for foreign affairs Vyacheslav Molotov (in the pic., sitting), and in the presence of Soviet dictator Joseph Stalin. Standing (l-r) - Joachim von Ribbentrop, Iosif Stalin, V. Pavlo and F. Gauss.
S

 

Moskova,    İran ve Kürdistan’da  bulunan   kadrolarının  Kürdlere  yakınlaşmasından  rahatsız oluyor ve  bölgede  bulunan  kadrolara  “siz  değil, biz  Kürdleri  daha  iyi  tanıyoruz”   diyerek  tutum alıyor.

 

Sayın  Hawrami   mektupta  gündeme  getirilen     bölgede   bulunan  Sovyet  askeri  ve diplomatik   kadrolarının    İran  ordusunun   bölgeye gelmesini   engelleme   hususunda   ise  “bu engellemenin   Kürdleri korumak  için  olmadığını”  söylüyor.    Bölgede     huzur ve   güvenlik var.  İran  ordusunun  bölgeye gelmesi  durumunda  var  olan   güvenliğin  ortadan  kalkacağı  Kürdlerle  İran  ordusu arasında  çatışmaların çıkacağı  gerekçesiyle   istemiyorlar.   Tüm  o  süreç boyunca   Kürdistan’da  ve    diğer  Kürd  yerleşim  alanlarında   tek bir Sovyet  askerinin  burnu  dahi  kanamıyor.  Fakat  Moskova     Kürdleri yeniden  İran  ordusunun  denetimi altına  vermek  istiyor. 

 

Zaten  Kızıl  Ordu  bölgedeki   Kürdleri   kontrol altında   tutabiliyordu.    Bölgedeki  Kızıl Ordu  Komutanlığı             Tahran Sovyet  Büyükelçiliğine ve  Sovyet  Dışişleri Bakanlığına  gönderdiği bir raporda  “ Kürdler  bir kaç  defa  Urmiye ve başka  şehirleri almak  istediler, ama  izin vermediklerini”  söylüyor.

 

Molotov     mektubunda  bir taraftan   Kürdleri  “talancı” ve  “kışkırtıcı”  olarak    değerlendirirken     diğer   taraftan   Kürdlerin  “ otonom ve bağımsız  Kürdistan”  isteminde    söz ediyor ve   “Bağımsız  Kürdistan’ı   gericilikle”  suçluyor.

Talancılar   nasıl  bağımsız  Kürdistan    gibi  ulusal ve   siyasal  taleplere  sahip  olabilirler? 

 

Molotov   talimatında   Kürdlerin “emperyalistler” le   olan    ilişkilerinden  söz  ediyor ve  hatta  hızını  almayarak  bazı  Kürdlerin  Nazilerle  ilişkilerinden  söz ediyor.  Bu   suçlamaları  doğrulayacak   tek bir belge  yok.  Doğu  Kürdleri  o  dönem   Sovyetler Birliği ile birlikte  hareket etmek  istiyorlar.    Hatta  bazı  Kürd  aşiretleri  Sovyetlerin  vatandaşlığına  geçmek  istiyorlar..

 

Sovyetler Birliği   İran’dan  petrol  çıkarma   imtiyazını  almak  istediği zaman    doğan  sorunların ardından    Komelay  Jîyanewey  Kurd(JÊKAF)bir   açıklama    yayınlayarak  İngiltere ve Amerika’ya  değil,  tüm  dünya   Kürdleri  adına    petrol   imtiyazlarını     Rusya’ya  vermesini  istiyordu.

 

 

 

Molotov  Sovyetler Birliği   adına  açık bir   şekilde  Kürd düşmanlığı  yapmakla  kalmıyor,  Kürdistan’ın  bazı  bölgelerini  de    “Azerilerin  kadim yurdu”  ve  Azerileri  “Kadim halk”  ilan ediyor.. Bay  Molotov    ve  efendisi  Stalin’in  unuttukları   ikinci  Dünya Savaşı  sırasında   kendilerine  bağlı  oluşturdukları  Azerbaycan’a  başkent  ilan  ettikleri Tebriz,   Rewadi  Kürd  Devletinin  başkentiydi…   Türkler   o zaman   hala  Orta Asya’dan  gelmemişlerdi.  Molotov    daha da  hızını  almayarak “satılmış ve  gerici  Kürd   liderlerine  değil” Azerilerle   ilişkileri  derinleştirmek istiyor.  Bu  politikalarını  İran’da   kaldıkları  tüm  süreç boyunca   pratiğe aktardılar.

 

Sovyetler  Birliği    İran’da  Kürdleri doğrudan  karşısına  da  almak   istemiyordu..  Kürdleri  karşılarına   aldıkları  zaman büyük   zararlara  uğrayacaklarını  biliyorlardı.   Bunun  için   Kürdlerle  iyi geçinmek,  oyalamak ve   Kürdleri kendi  çıkarları  için   kullanmak  siyasetini   tatbik  ettiler.molotov-opala

 

Hatta  Sovyetler  Birliği     Urmiye  olayları sırasında  kanlı Iran  rejiminin   askerlerine    Kürdlere   karşı  kullanmak  için  silah ve cephane veriyor..   Olaylar  büyümeye başlayınca     kendi  söylemleriyle  10 bin silahlı Kürd  Urmiye  şehrini almak  için  kuşatmaya başlayınca   Kürd  “dostu”   Sovyetler  Birliği  Kürdlerin  şehri almasını  engellemek  için  aracı olmaya başlıyor ve  de  başarıyorlar. Sadece  Urmiye  değil,   Sovyetler  Xoy, Maku ve  Salmas  gibi Kürd    şehirlerinin   Kürdler tarafından   özgürleştirilmesini de  engellediler.   Yıllar  boyunca   Kürdlerin  Doğu  Kürdistan  şehirlerini  özgürleştirmesine  karşı  çıkan  Sovyetler  Birliği,   daha  sonra   bir  dizi  Kürdistan şehirlerini kendilerine bağlı Azeri  Firqasının  denetimine verdiler.  Hatta  kendi raporlarına  göre  tek bir Kürde  dahi  mahalli  yönetimlerde yer verilmedi..

 

Sovyetler Birliği, İran  ve   Sovyetlere bağlı  Azerbaycan  yönetimi tüm  imkanlarını  kullanarak   kendilerine  rağmen  ortaya  çıkan  Pêşewa Qazi Muhammed’in  önderliğinde  oluşan  Demokratik  Kürdistan Cumhuriyetini    Mahabad  ve  çevresinde  bulunan  bir  kaç  şehirle  sınırlamak ve  süreç içinde  Azerbaycan  yönetimine  bağlamaktı..

 

Sovyetler Birliği’nin    anti  Kürd politikası   Mahabad’ta başlamadı…  Daha  önceleri   Simko’ya  karşı yaklaşımları,   Cibranlı Xalid Bey’in önderliğindeki   Azadi Partisini  yıllar boyunca  oyalamak    şartıyla   Kemalistleri   güçlendirip  Kürdlerin  üzerine  saldırmaları  biliniyor.   Sovyetler Birliği   Kemalistlerle  birlikte  Şeyh Mahmud  ile  İngilizler arasındaki  çelişkileri  derinleştirdiler ve  sonra   Güney Kürdlerini  İngiliz saldırılarına   karşı yalnız  bıraktılar.    Ararat Cumhuriyeti   sırasında   Sovyetler Birliği   Kemalistlerle  omuz omuza  Kürdlere   karşıydı.   Demokratik  Kürdistan Cumhuriyeti’nin  yıkılışında  Sovyetlerin  rolü   sadece   İran ile  petrol antlaşmasıyla    sınırlandırmayacak  kadar   derindir.  Cumhuriyetin  yıkılışında   Rusya’ya  sığınan  rahmetli   Mela  Mustafa  Barzani ve  arkadaşları  tam  esir   muamelesi  gördüler.

 

 

Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı  Molotov’un  Mektubunu   Sayın Dr.  A. Hawrami  Rus arşivinde bularak yayınladı ve  bende    Türkçe  çevirisini  yaparak okuyucuya  sunuyorum….

 

Aso Zagrosi

 

Sovyetler Birliğinin   Kürdlere  Karşı Resmi  Tavrına İlişkin Önemli Bir  Belge

 

31 Ağustos 1942

Sayı 142- M

 

Gizli ve  kopyalamak yasaktır

 

 

Sovyetler  Birliği  İran  Büyükelçisi  Yoldaş  Simirnov’a,

 

Bu yılın  12  Mayısında    Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı,   Büyükelçiliğe   gönderdiği     telgrafta    Konsolos   ve  Askeri  yetkililerin  İran Azerbaycan’ında    yaptıkları  yanlışlıklar  dikkat  çekmiş ve   talimatlar   göndermişti.

Kızıl Ordunun   Rızaye’ye(Urmiye) gelmesini savunmak bu  hataların birinin neticesinde  meydana geldi.

Konsoloslarımızın   bölgede   asayiş ve güvenliği  sağlamak için     askeri güçlere  ve   İran’a   özel  şartlar  ileri  sürmemelerini 13  Mayıs tarihinde   açık bir  şekilde  tespit  etmiştik.

 

Bundan  dolayı,

 

1.     yapılanlar  sorunlara  ilişkin   gönderdiğimiz  resmi  tavsiye ve   talimatlara aykırıdır.

2.İranlılara   karşı    asayiş ve güvenliği  sağlamak amacıyla  ileri  sürdüğünüz sınır ve  şartlar  İranlılar tarafından  sizlerin  taraf tutuğunuz  şeklinde  değerlendiriliyor.   Bölgede    kaos ve  huzursuzluğun  tüm  sorumluluğu   bize  mal  ediliyor ve  bu  ise    Sovyetler Birliğinin  çıkarlarına  zarar veriyor.

 

Sovyetler  Birliği  Konsolos ve  Askeri  yetkilileri   devletin gönderdiği   talimat ve kararlara   bağlı  olmaları gerekiyordu ve  İran Ordusunun   Rizaye’ye  gelmesi  önüne   sorunlar  çıkarmamalıydılar.   Pratik  olarak  atılan  bazı  yanlış  adımlardan  dolayı  Rizaye’deki(Urmiye)   İran askeri birlikleri  bölgede    asayiş ve güvenliği  sağlamak  için  hiç bir adım  atamaz  duruma  düşmüşler.qazimuhammed

 

Bu  durum açık bir  şekilde  gösteriyor ki,  bölgede bulanan  yetkililerimiz   merkezden gönderilen  talimatlar  doğrultusunda  hareket  etmeliler.   Yaptıkları  hataları anlamış  değiller ve gerekli dersler  çıkarmamışlar.   Sizin  göreviniz   yapılan  hataları  analiz   ve  tespit etmektir.  Böylelikle    bölgedeki  işlerin  doğru  dürüst  yürütülmesine   yardımcı  olabilirsiniz.

 

Ayrıca    Rizaye’deki olaylara  ilişkin  yapılan  hatalar   Büyükelçinin  Konsolosluklara gönderdiği 25  Mayıs  tarihli mektupta  açık bir şekilde  tespit edilmiştir.  Bu mektupta  konsoloslukların  nasıl hareket etmeleri gerektiği  şöyle anlatılıyor: “  Rizaye olaylarının  değerlendirilmesi  neticesinden   söylemek  gerekir ki,  Konsoloshane  ve  askeri  yetkililerimiz  gönderilen  talimatların  içeriğini anlamamışlar,  İranlılarda    öyle   anlıyorlar ki    bizler Kürdleri destekliyoruz ve   Kürdlere  karşı  yumuşak  davranıyoruz” …..

 

Bölgedeki  Sovyet  memurlarının  tavırlarına  ilişkin  değerlendirme  doğru  değildir.  Sorun   İranlıların   Konsoloshane ve  askeri  yetkililerimizin   Kürdlere  karşı  yumuşak  davrandıkları    sanmalarından   değil,   gerçekten de   Rizaye  olaylarında   yetkililerimizin   Kürdleri   desteklemesindedir.  Rencevekan  …..

Yetkililerimiz    İran  askeri güçlerinin   asayiş ve güvenliği  sağlamak, Kürdleri  kontrol altına  almak   önüne  engeller çıkardılar ve Kürdler

İlgili Haberler

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)
Siyasi

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)

    Aso Zagrosi   İbn Xaldun İslam dünyasının en önemli tarihçilerinden, filozoflarından ve sosyologlarından biridir. İbn Haldun, ünlü tarihçi ve sosyolog olarak bilinir ve "Mukaddime" adl...

2 yıl önce 1,902

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine
Siyasi

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine

Son yıllarda Türk devletinin çabalarıyla Mela Gorani Şarezori’yi gölgede bırakarak Şeyh Akşemseddin üzerine bir dizi kitap ve “akademik” çalışma yaptırılarak Türk yapma çabası, tarihsel gerçeklerle ba...

2 yıl önce 1,533

Sadi Şirazi Kürt müydü?
Siyasi

Sadi Şirazi Kürt müydü?

  Sadi Şirazi, dünya edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen bir şairdir. Özellikle "Bostan" ve "Gülistan" adlı eserleriyle tanınan Sadi, yüzyıllar boyunca çeşitli dillere...

2 yıl önce 2,524

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.