Siyasi

Yaşar Hanım İhsan Nuri Paşa’yı Anlatıyor!!!(1)

Aso Zagrosî · 6,621 görüntülenme

Yaşar Hanım İhsan Nuri Paşa’yı Anlatıyor!!!(1)
Yaşar Hanım İhsan Nuri Paşa’yı Anlatıyor!!!(1)

 

Aso Zagrosi

 

Burada size sözünü edeceğim aşk hikayesi gerçek bir hikayesidir. Her ne kadar Yaşar Hanım’ın abisi Dr. Ali Haydar bu aşkı “Leyla ile Mecnun” aşkı olarak ilan etse de bu aşk hikayesinin kahramanları gerçek.

 

Bu aşkın kahramanlarından biri tüm dünya Kürdlerinin kalplerinde ve ruhlarında hak ettiği yeri bulan Agirî/Ararat Kürd Cumhuriyetinin ölümsüz önderi General İhsan Nuri Paşadır. Bu aşkın diğer kahramanı ise İhsan Nuri Paşa’nın eşi Yaşar Hanımdır.

 

Bundan dolayı yazının başlığına “İhsan ve Yaşar Aşkı” ibaresini geçirdim.
Genellikle erkekler ve özellikle Kürd erkekleri aşklarını anlatmayı pek sevmezler yada anlatmayı tercih etmezler.

Biz bu aşk hikayesini Yaşar Hanım’dan dinleyeceğiz. Aslında Yaşar Hanım kendisini anlatıyor. Yaşar Hanım’ı dinlerken “İhsan ve Yaşar’ın Aşkı”nın Ararat kadar büyük olduğunu hemen fark edersiniz.
Ben daha önce çeşitli makalelerimde Yaşar Hanım’dan söz etmiştim. Onun akrabalarıyla olan bazı görüşmelerimi okuyucularla paylaşmıştım.

Bugün sözü tümden Yaşar Hanıma bırakıyor , onu ve aşkı olan İhsan Nuri’yi onun dilinden tanıyacağız.
Yaşar Hanım’ım babasının ismi Haci Mustafa Efendidir ve aslen Gürcidir. Annesinin ismi ise İffet Hanımdır. İffet aslen Erzurum Kürdlerindendir.ihsannn

 

Aile olarak İstanbul’da kalıyorlar.
Haci Mustafa ile İffet Hanım’ın 3 çocukları var:
Ali Haydar, Yaşar ve Hayri.

 

Yaşar Hanım 13 yaşındayken babası Haci Mustafa vefat ediyor ve İstanbul’da Karaca Ahmet’te toprağa veriliyor.

 

Yaşar Hanım’ın abisi Ali Haydar Türk ordusunda askeri doktordur ve Kürdistan’da Iğdır’da görevlidir.
Dr. Ali Haydar l ailesine haber gönderiyor ve Iğdır’a gitmelerini istiyor.
O dönem Yaşar Hanım 16 yaşlarındadır.

 

İffet Hanım İstanbul’da var olan mal ve mülklerini satarak Yaşar ve Hayri ile birlikte Iğdır’a, büyük oğlu Ali Haydar’ın yanına gitmeye karar veriyor.
İstanbul’da Subay ve ailelerini taşıyan Remo adlı bir İtalyan vapuruna binerek Samsun’a doğru yola çıkıyorlar.

 

Aksilik Kürdlerin çok yakından tanıdığı ve Koçgiri Kürd Devrimi sırasında büyük katliamlarla nam salan Topal Osman ve adamları da vapurdalar.
Vapurda Kars’ta subay olan oğlu Murat’ı görmek için yolculuk eden bir başka kadına yaklaşan İffet Hanım “Vapurda kadınlara sarkıntılık eden ve sürekli kadınları taciz eden Topal Osman adlı biri var ve korkuyorum” diye bir tespitte bulunuyor.

Bu Topal Osman Mustafa Kemal’ın Karadeniz bölgesinde askeri komutanlarındandı, astığı astık kestiği kestik bir adamdı. Hiç kimse cesaret edip kendisine karşı koyamıyordu.
Bu arada birileri İffet Hanım’a yaklaşarak korkmamasını ve vapurda başka subaylarında olduğunu söylüyor.

 

Vapurun içinde Topal Osman’ın hançerli ve silahlı adamları sürekli olarak dolaşıyorlardı. İffet Hanım, kızı Yaşar ve küçük oğlu Hayri ile Topal Osman ile yüz yüze gelmemek için korkularında vapurun ambarına iniyorlar. O gece orada kalıyorlar. Sabah erken saatlerinde bir gürültü ile kalkıyorlar.

 

Ne görsünler Topal Osman ambarın diğer tarafında adamlarından birini tekme ve tokatla dövüyor. İffet Hanım ve çocukları hemen ambarı terk ederek vapurun üst tarafına çıkıyorlar.
Bu arada Topal Osman eşinin yanına gitmek isteyen bir bayana sarkıntılık yapıyor ve bayan bağırarak tüm vapur sakinlerini ayağa kaldırıyor.

 

Bu olaydan sonra Topal Osman geri çekiliyor ve açık bir şekilde kimseyi taciz etmiyor. Vapur’da Samsun’u geçerek 7 gün içinde Trabzon’a varıyor.

 

Yaşar Hanım tüm yolculuk boyunca Topal Osman’ın korkusundan dolayı annesinin eski kapalı elbiselerini giymiş ve yüzünü hiç kimseye göstermiyordu.yassar

 

Trabzon’a vardıktan sonra vapurdan iniyorlar ve böylelikle Topal Osman belasından kurtuluyorlar.
Bu sefer kara yoluyla Erzurum’a doğru yolla çıkıyorlar. Çünkü, Dr. Ali Haydar Iğdır’dan Erzurum’a gelecek ve onları orada bekleyecekti.

 

Yaşar Hanım anılarında Bayburt’tan geçerken bu şehir de dünyaya geldiğini ve 3 yaşında olduğu zaman ailesi İstanbul’a göç ettiğini yazıyor. Fakat, Bayburt hakkında küçük olduğundan dolayı hiç bir anısı yok. Ama, Bayburt’ta dünyaya geldiğini biliyor.

 

Yol da İffet Hanım hastalanıyor ve bin bir zorlukla Erzurum’a varıyorlar.

Dr. Ali Haydar’da Erzurum’a geliyor ve görüşüyorlar. Aile 6 gün Erzurum’da treni bekliyor. Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre Ruslar işgal döneminde Erzurum-Sarıkamış- Kars ve Ermenistan arasındaki demiryolunu yapmışlardı.

 

  1. gün tren ile Sarıkamış’a doğru yola çıkıyorlar. Dr. Ali Haydar’ın nişanlısı Sarıkamış’taydı ve aile olarak oraya gidip tanışacaklardı.
Hasankale’nin yakınından geçerlerken Dr. Ali Haydar ailesine bir suyu göstererek bu ARAS NEHRİ dir, Bingöl dağlarından çıkıp Xinis yakınların ve Iğdır yakın bir yerde İran topraklarına geçiyor, diyor. Ayrıca tren yolu Xorasan’da Aras Nehri’ni kesiyor ve Kağızman ovasında yeniden Aras Nehrine yaklaşıyor..

 

Bu arada küçük Hayri abisi Dr. Ali Haydar’a “ acaba tren Iğdır’a gidiyor mu?” diye sorar.

 

Dr. Haydar: “ Hayır, tren Sarıkamış’a ve oradan Kars’a gidiyor. Biz Sarıkamış’ta inip faytonla Iğdır’a gideceğiz” diyor.
Yaşar Hanım’ın ailesi doğrudan Dr. Ali Haydar’ın nişanlısının evine gidiyor ve aile ile tanışıyorlar. Yaşar Hanım anılarında uzun bir şekilde Sarıkamış’ın o dönemler yıkıntı ve virane bir şehir olduğunu Askeri birimlerin ikametleri dışında doğru dürüst bir yapının olmadığını yazıyor.

 

Dr. Ali Haydar’ın nişanlısını ve ailesini tanıdıktan sonra yeniden yola düşüyorlar. Bu arada İffet Hanım ile Yaşar Hanım’ın yıldızları pek Dr. Ali Haydar’ın nişanlısıyla barışmıyor..
Sarıkamış ve Serhat’ta kar, havalar soğumaya ve kar yağmaya başlamıştı.

 

Dr. Ali Haydar ailesine : “ 4 gün sonra Iğdır’a varacağız. Şimdi Iğdır’da kar yağmıyor, bahar havası var” diyor.

Bu arada Hayri atılıyor: “Eğer Iğdır’da kar yağarsa ben senin kulağını keseceğim, yağmıyorsa sen benim kulağımı kes” diyor.

 

Dr. Haydar’da kardeşinin iddiasını kabul ediyor ve yollarına devam ediyorlar.

 

İlk gece bir Kürd köyüne gidiyor ve orada konaklanıyorlar. Kürdler kendilerine her türlü hizmeti karşılıksız yapıyor ve hiç bir şey istemiyorlar. Yaşar Hanım ilk defa Kürdlerin misafirperverliği ile böyle tanışıyor ve hayretler içinde kalıyor.

Ihsan_Nouri_002_0

Ertesi gün misafirperver Kürdlerin köylerinden ayrılarak yola düşüyorlar ve akşam saatlerinde Pirnawid adlı bir Azeri köyüne varıyorlar. Azeriler Kürdlerin tam tersi bir konumdaydılar ve misafirlerin gelmemesi için bir dizi engel çıkarmışlardı. Kimsenin köye gelmemesi için su bırakmışlardı. Fakat, bölgede de başka bir yerleşim yeri olmadığından bin bir zorlukla köye gidiyorlar. O esnada Kağızman’a gitmek üzere olan Köyün/Nahiyenin sorumlusu bunları görüyor, köylülerin onları misafir edemeyeceğini bildiğinden dolayı evinin anahtarını kalmaları için Dr. Ali Haydar’a veriyor.

 

Dr. Ali Haydar ve ailesi köyün içine girdikleri zaman onları fark eden köylüler ışıklarını söndürüyorlar. Bu arada kapıları çalarak köy yada nahiye sorumlunun evini soruyorlar. Köylülerde onun evini kendilerine gösteriyorlar.

 

Köy/Nahiye sorumlusunun evine gittikleri zaman küçük hizmetçisi kapıyı açıyor ve onları içeri alıyor. Bu arada Dr. Ali Haydar’ın ailesi beraberlerinden getirdikleri yiyecekleri yiyorlar. Hizmetçi iki de bir geliyor ve yanan mumun çevresine tuz döküyor.

 

İffet Hanım merakından hizmetçiye niye tuz döküyorsun diye soruyor.

Hizmetçi “Mumun daha uzun yanması için” diyor.
İffet Hanım: “bunların tecrübeleri var. Bizde yapalım” diyor.
3. Gece Tuzluca’da kalıyorlar. Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre Tuzluca’nın eski ismi Qulb’tu. Türkler orada bir tuz kaynağı olduğundan dolayı ismini Tuzluca diye değiştirmişlerdi.
Fakat o dönem Tuzluca tümden harabe olduğundan dolayı bizim yolcular Tuzluca harabelerinin alt kısmında tuz çıkaran işçilerin yanına gidiyorlar ve oranın sorumlusuna misafir oluyorlar.
Ertesi günü Iğdır’a doğru yola çıkmadan önce yüksek bir yere kurulan Tuzluca’nın harabelerinden itibaren Yaşar Hanım iki büyük dağı görüyor. Birinin üzerinde kar var, diğer ise simsiyah. Yaşar Hanım Büyük Ağrı’yı “Gelin/Buk” olarak tanımlıyor.

 

Bu arada abisi Dr. Ali Haydar’a “bu dağların ismi ne” diye soruyor.
Dr. Ali Haydar: “bu dağların ismi Ağrıdır. Eskide ismi Girkan mış. Kürdlerin ataları bu dağa “Agirî” demişler. “Agirî” Kürdçe “Ateş”tir. Yani “Ateş Dağı”….”diyor.

 

Dr. Ali Haydar konuşmasını devam ederek   Kürdler kendi dillerinde bu dağlara     “Büyük Agirî” ve “Küçük Agirî” diyorlar. “Büyük Agirî” nin doruklarında hem kışın ve hem de yazın kar var.

 

Yaşar Hanım anılarının  devamında    Iğdır   şehrinin  görünmeye başladığını yazıyor. Şehir   bağ ve bağçeler içinde   içinde görünmüyordu.   Iğdır   ovası tüm yem yeşilliği ile   insanı   büyülüyordu..   Bir tarafta Ağrı Dağı   ve kar, diğer tarafta ise yem yeşil bir ova….. Sanki   iki mevsim aynı günde yaşanıyordu.

 

Bu arada Dr. Ali Haydar   küçük kardeşi   Hayri’ye dönerek “sana söylememiştim   Iğdır’da   kar yok” diye.

 

Hayri hemen abisine başını uzatarak “kulağımı kesebilirsin” diyor.

 

Dr. cebinden bıçağı çıkardığı zaman Yaşar Hanım   hemen   araya giriyor.

 

Bu arada İffet Hanım   Dr. Ali Haydar’a “sen   çıldırdınmı?” diyor.

 

Dr. Ali Haydar ise   annesine   “bir daha   bilmediği şeyler için kesin konuşmaması için ders vermek gerekiyor” diyor ve yollarına devam ediyorlar.

 

Yaşar Hanım ve ailesi   Iğdır’a yaklaştıkları bir anda Iğdır’dan     iki subay   at arabalarıyla   yanlarından   geçiyor ve Dr. Ali Haydar ile   selamlaşıyorlar.Halis-Ihsan_Nuri-Ferzende

 

Yaşar Hanım Dr. Ali Haydar’a dönerek “Abi bu geçenler kimdi sen selamlaştın? diye sorar.

Dr. Ali Haydar “ Sağ tarafta oturan İhsan Beydi, diğeri ise   arkadaşı. İhsan Bey en değerli   ve aktif subayımızdır” diyor.

 

Yaşar Hanım ve ailesi   Iğdır’a yaklaştıkları bir sırada Dr. Hamdi Bey ve bazı arkadaşları   onları karşılamaya gelmişlerdi.

 

Dr. Hamdi Bey   onları selamladıktan sonra   beraberinden getirdiği bir sepet   meyveyi   vererek “ Çocuklar Iğdır’ı   görmeden   meyvesini yemelerini istedim” diyor.

 

Dr. Hamdi Bey   onları   evine davet ediyor.   Dr.   Ali Haydar ona teşekkür ederek kendi evlerine gitmek istediklerini söylüyor.

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre   1920 yılında   “Cavid Bey Kürd aşiretlerinin   yardımıyla Iğdır’ı  Ermenilerin elinden çıkarmıştı”.

 

O sıralar Yarbay İsmail Hakkı Iğdır’da   askeri sorumluydu. Savaşın bitiminden   sonra   bölge de   görevli olan   subay aileleri de   gelip   Iğdır’a   yerleşmişlerdi.

 

Iğdır’ın eski komutanı   Firuz Bey   ile   Kürdlerin komutanı   Naci Bey’in aileleri   İhsan   ve Yaşar ile  en yakın ilişki içinde   olanlardı.

 

Yaşar Hanım Iğdır’da   boş zamanlarını roman okuyarak, ut çalarak, bahçedeki güllerle ilgilenerek   yada   başka kadınlarla birlikte “Iğdır Zozanlarına”   giderek geçiriyordu.

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre   Iğdır’daki güzel günleri fazla   sürmüyor. O dönem   Batı’da   Yunanlarla   savaş başlamıştı.   Bir tabur dışında   askerlerin   Batı Cephesine   gitmeleri emri gelmişti. Bazı askeri subaylar   Dr. Haydar’ında Iğdır’da     taburla birlikte kalmasını istiyorlardı. Zaten kışın uzun bir yolculuk yapmıştı. Dr. Ali Haydar’da   böyle düşünüyordu ve   nişanlısıyla düğünü yapmak istiyordu. Sonuçta Dr. Haydar Iğdır’da kalıyor.

 

Bu arada     Dr. Haydar’da   “Batı Cephesine” giden askerlerle birlikte Sarıkamış’a   eşini getirmeye gitti.     İffet Hanım, Yaşar Hanım ve Hayri Iğdır’da kaldılar..   Firuz Bey ile Naci Bey’de Iğdır’da kalmışlardı. Yaşar Hanım’da   onların eşleriyle boş zamanlarında Ermenistan sınırında   bulunan Markara   köprüsü yakınlarında ata biniyor yada   Zozanlara gidiyordu.

 

Dr. Ali Haydar nişanlısı   Sediqe’yi   Sarıkamış’tan Iğdır’a getirerek evleniyor.   Sediqe ile   Yaşar Hanım ve İffet Hanım’ın ilişkileri iyi değildir.   Aslında   İffet ile Yaşar   gelinlerini Sarıkamış’ta ilk gördükleri zaman   yıldızları   barışmamıştı.   Sediqe Iğdır’a geldikten sonra ilişkileri daha da bozuldu. Sediqe odasına   çekiliyor ve eşiyle birlikte yalnız yemeklerini yiyorlar.. Ailenin diğer   üyeleri de   ayrı   yemeklerini yiyor. Dr. Ali Haydar eskide   kardeşleriyle günlük ilişki içinde olmasına rağmen, Sediqe’nin   gelişinden sonra     işten geldiği zaman hemen odasına   çekiliyor.. Yani kısacası aile içinde bir huzursuzluk baş gösteriyor.

 

Belli bir dönem sonra Dr. Ali Haydar   görevli olarak Qarakose’ye veriliyor. Çünkü süvari birliğinin merkezi oradaydı. Dr. Ali Haydar   kıştan dolayı ailesini Iğdır’da bırakarak yalnız   Qarakose’ye gidiyor.

 

Bu arada   Subay İhsan’dan   Yaşar Hanım’a   evlenme   teklifi geliyor.

 

Yaşar Hanım   İlk   Iğdır’a geldiği zaman   İhsan Nuri ile yolda karşılaşmıştı. Daha sonraki   süreçte de   subayların   seminerlerinde ve ailelerinin toplantılarında   hep ondan söz edilirdi.   İhsan Nuri tanınan ve sevilen biriydi.IhsannuriYashar

 

Fakat Yaşar Hanım İhsan Nuri’yi yakından tanımıyordu. Bir gün Yaşar Hanım   evde   eşyaları toplarken   küçük kardeşi Hayri pencerenin önünde   Yaşar’ı yanına çağırıyor ve kendisine bak   “bu giden İhsan Nuri Beydir” diyor.

 

Aslında Yaşar Hanıma “İhsan Bey”den   evlenme teklifi geldiği zaman   bir yanlış anlaşılma   oluyor.   Bölge de görev yapan   İhsan isminde iki subay var. Birinin   yaşı bir hayli ileri ve   diğeri ise   İhsan Nuridir.

 

Hayri ablasına   evlenme teklife getiren İhsan Nuri olduğunu, diğer İhsan   ise evli biridir. Yaşar   Hanım da biraz araştırdıktan sonra     içine düştüğü yanlışlığı anlıyor.

 

Yaşar Hanım   ilk Iğdır’a geldiği gün   İhsan Nuri ile karşılaştıklarında   kendisine aşık olmuştu.   Yaşar Hanım bu arada   Qarakose’de bulunan   abisini bilgilendiriyor.   Dr. Ali Haydar   Iğdır’a geldiği zaman   İhsan Nuri   kendisiyle görüşüyor ve   bacısını istiyor. Zaten ikisi arkadaşlarmış. Dr. Ali Haydar bacısının   düşüncesini bildiğinden dolayı   “evet” diyor.

 

İhsan Nuri Paşa ve Yaşar Hanım 18 Nisan 1922 tarihinde Iğdır’da evleniyorlar. Iğdır Ovasında   büyük bir katılımla ve govendlerle düğünleri oluyor.

 

Yaşar Hanım ile İhsan Nuri  evliliklerini   ilk aylarını Iğdır’da geçiriyorlar. Daha   sonra   İhsan Nuri   İran ve Türkiye   sınır komutanlığına   atanıyor ve tayini Bazid’e çıkıyor. İhsan Nuri’de Bazid’e gidiyor.

 

Dr. Ali Haydar’da ailesini yanına   Qarakose’ye götürmek istiyor. Bundan dolayı Iğdır’a geliyor.

 

Dr. Ali Haydar, eşi, annesi, kardeşi Hayri ve Yaşar Hanım   Bazid’e doğru yola çıkıyorlar.   Qarakose’nin   yolu da Bazid’ten geçiyor. İhsan Nuri ‘de   onları Bazid’te bekliyor. Bizim yolcularımız Bazid’e vardıklarında   İhsan Nuri’nin     evine   yerleşiyorlar.   Bir kaç gün sonra   Dr. Ali Haydar   eşi ve Hayri   Qarakose’ye doğru yola çıkıyorlar.   İffet Hanım ise   İhsan Nuri ve Yaşar ile birlikte Bazid’te kalıyor. Böylelikle Yaşar Hanım ilk defa ev sahibesi oluyor.

 

Belli bir dönem sonra   ailenin Qarakose ve Bazid’teki bireyleri arasında karşılıklı ziyaretler oluyor.

 

İhsan Nuri   Bazid Askeri Komutanı olduğu zaman Ruslar tarafından inşa edilen ve   tahrip edilen demir yolunu yeniden işler   hale getiriyor.

 

Fakat bu arada     Dr. Ali Haydar’ın tayini Van’a çıkıyor ve ailesiyle birlikte   Van’a gidiyor.

 

Türk Hükümetiyle İngiltere arasında   Musul Meselesinden   dolayı   sorunlar çıkmaya başladığında       TBMM   Bazid’e bulunan taburu Musul sınırına     kaydırma   kararı almıştı. Böylelikle   Erciş, Adelcewaz, Xelat, Bedlis, Xazan ve Beşir’iye   doğru yola çıkıyorlar.   Yaşar Hanım ve annesi İffet hanım da   tabur ile birlikte yola çıkıyorlar.

 

İhsan Nuri   Dr. Ali Haydar’a bir telgraf gönderiyor ve Erciş’e varacakları günü bildiriyor.   Dr. Haydar Erciş’e geliyor ve bir gece   onlarla beraber kalıyor. Ertesi günü Dr. Haydar annesini alıp Van’a gidiyor.

İhsan Nuri , Yaşar Hanım ve beraberindekiler   4. gün de Bedlis’e varıyorlar.

 

Yaşar Hanım Bedlisi   şöyle anlatıyor: “4.gün   Bedlis’e vardık. Bu şehir İhsan Nuri’nin memleketiydi. Birinci Dünya Savaşı sırasında Bedlis şehri harabeye çevrilmişti. İhsan Nuri’nin   babasının evi de     duvarları dışında her şey yıkılmıştı. Ruslar Bedlis’i işgal ettikleri zaman şehir halkının ezici çoğunluğunu şehirden çıkarmışlardı.   İhsan Nuri’nin annesi, babası ve bacısı şimdi İstanbul’da yaşıyorlar.”

 

3 gün Bedlis’te kaldıktan sonra   yeniden yola düşüyorlar, Xerzan üzeri Beşir’iye varıldığı zaman   savaş cephesine gitme   kararı geri alınıyor.

 

Bu   arada   Yaşar Hanım ile   Naci Bey’in   eşi   bir köye gidiyorlar.   Naci’de   Kürd   asılı   subaylardan biriydi. Yaşar Hanım’ın onun eşiyle Bazid’te başlayan bir arkadaşlıkları   vardı.

 

Yaşar Hanım ile   Naci’nin eşi   gittikleri köyde Êzîdî Kürdlerde vardı. Bunlardan bir kısmı     islamlaştırılmıştı.     Yaşar Hanım’ın anlatımlarına   göre “Êzîdî Kürdler Kürdlerin en eski geleneklerini koruyan bir çevredir”diyor. Yaşar Hanım ve arkadaşının gittikleri köyde   kadınların   toplandığı   ve   eşyalarını yıkadıkları   bir su vardı. Suyun başında   bir hayli   kadın toplanmış.

 

Bu arada Naci Bey’in   eşi   bir aksilikten dolayı Êzîdî Kürdlerin   pek   hoşlanmadıkları   “L…… Ş”   tabirini kullanıyor. Bu tabir Êzîdî kadınlardan   birini   çileden çıkarıyor ve kadın   tüm gücüyle   bağırıyor ve hawar ediyor. Êzîdî bayan   kendi dinine hakaret edildiğinden dolayı delirmişti. Bu arada Êzîdî Kürdleri tanımayan Yaşar Hanım’da tecrübesizliğinden ve gençliğinden dolayı   “Ş…. Ş…   L” niye   böyle çıldırıyorsunuz diyor.   Êzîdî   bayan   Subay eşlerine   bir şey yapamayacağından   dolayı   beraberinden getirdiği     su kovasını yere vura vura kırıyor. Hıncını kovadan alıyordu. Yaşar Hanım sorunu anladığı zaman iş işten geçmişti.ihsannuri4

 

Daha sonra büyüklerin ara girmesiyle sorun   çözülüyor.   Subay eşleri   ilk defa   Êzîdî Kürdlerle karşılaşıyorlardı.

 

15 gün sonra İhsan Nuri Farqin/Silvan   komutanlığına atanıyor. Naci Bey’i de Mardin’e atadılar.   Farqin’e   giderken   Batman Suyunu geçerken   Yaşar Hanım bir kaza geçiriyor, fakat İhsan Nuri ve arkadaşları zamanında   müdahale   ediyorlar.   İhsan Nuri’nin   Farqin     komutanlığı fazla sürmüyor.

 

Belli bir dönem sonra   İhsan Nuri’nin   görev yerini   değiştiriyorlar ve Siirt’te veriyorlar.

 

İlkbahar’da   İhsan Nuri’nin başında bulunduğu askeri birlik   Şiirt için yola çıkıyor ve   Xerzan üzeri   Siirt’te varıyorlar. İhsan Nuri’nin dayısı   Siirt’e   kalıyordu. İhsan Nuri   kendisine haber verdiğinden dolayı vardıkları gün   kendilerini bekliyor. İhsan Nuri ve Yaşar Hanım   bir kaç gün İhsan Nuri’nin dayısında kalıyorlar. Daha sonra kendilerine   bir ev bulup   taşınıyorlar. Ev İhsan Nuri’nin komutanı olduğu   karargâha yakındı.   İhsan Nuri’nin Karargah’dan   eve geliş gidişleri   fazla sürmüyordu.

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre İhsan Nuri ile tapma derecesinde birbirlerini   seviyorlardı. Yaşar Hanım ut çalıyor ve şiirler okuyor. Şiirleri okuduğu zaman mutluluğu   göklere   ve doruğuna çıkıyordu.

 

Yaşar Hanım’ın annesi İffet Hanım Van’dan Bitlis’e kızını ve eniştesini   görmeye geliyor. Bir süre kaldıktan sonra   Yaşar Hanım’ı   kardeşlerini görmek  için beraberinden   Van’a götürüyor. İhsan Nuri 3 saat kendilerine refakat ediyor ve   daha sonra iki askeri beraberlerinden Van’a gönderiyor.

 

O dönem   Meclis seçimleri vardı. Betlis halkı   İhsan Nuri Paşa’yı   temsilcileri olarak meclise göndermek istiyorlardı. Bedlis’in eski     milletvekilisi olan     Yusuf Ziya Bey   buna karşı durmadı ve   desteğini verdi.

 

İhsan Nuri Paşa İntikam/Tole   adı altında   bir kitap yazmıştı.   Bu kitapta   Bedlis’in kurtuluşunu, Kürdlerin direnişi ve toleransı   konu ediliyordu. Bu kitap   o dönem bölgedeki askeri komutan olan Kazım Karabekir’in dikkatini çeker ve İhsan Nuri’nin yardımcısına “ben İhsan Nuri’nin kitabının hangi sayfasını açıyorsam ‘Yaşasın Kürdler/Bijî Kurd’tabirini görüyorum.” demiş.(Ne yazık ki bu kitap bugün elimize ulaşmış değildir. İmkanı   olan Kürd araştırmacıları ve Bedlis aydınları bu kitabı bulmak için çaba içine girerlerse sevinirim. Türk barbarları   bir dizi   Kürd kaynağını yok ettikleri gibi bu kitabı da yok etmiş edebilirler-Aso)

 

İhsan Nuri’nin     Kürd milliyetçiliği konusunda eğilimi   çok ileri boyutlardaydı. Kazım Karabekir   Mustafa Kemal Paşa’ya İhsan Nuri’nin   Kürd milliyetçiliği   konusunda bir rapor   gönderiyor.   Mustafa Kemal     İhsan Nuri’nin seçimlerden önce   komutanlık görevinden alınmasını ve silah ve eğitim görevine kaydırılması konusunda   talimat veriyor.

 

Yaşar Hanım Van’da   Bedlis halkının   İhsan Nuri’yi temsilcileri olarak Meclise göndermek   istedikleri duyuyor.   Yaşar Hanım İhsan Nuri’nin askeri görevinden kalmasını istediğinden dolayı buna karşı çıkıyor.

 

Yaşar Hanım Van’dan   Siirt’e döndükten sonra 1924 baharında   Bedlis askeri   komutanın yardımcısı Fahri Bey’in   eşiyle birlikte Botan   suyunu gidiyorlar. Annesi de bu arada kendilerini görmeye gelmişti.     O sıralarda     Yaşar Hanım’ın kardeşi Dr. Ali Haydar’da   Erzurum Kalesini   doktor olarak atanmıştı.

 

Yaşar Hanım’ın anlatımlarına göre İhsan Nuri yetenekleri ve cesurluğundan dolayı   askeri yapı içinde   çok seviliyordu.   İhsan Nuri, Yaşar Hanım ile evlenmek istediği zaman Yaşar Hanım’ın abisi Dr. Ali Haydar   Yaşar Hanım’a “ İhsan Nuri devrimci ve yerinden durmayan bir adamdır, bir gün gelir sorunlara neden olabilir” diyor bacısına….

 

İhsan Nuri İstanbul’da olduğu zaman   İstanbul hükümetinin tutumunu beğenmiyor ve açık bir şekilde   askeri talimatları ret ediyor.   İhsan’ın bu tutumu   dillere destan oluyor.

 

İhsan Nuri korkusuz, kabiliyetli ve milletini seven bir insandı. İstanbul’da   Kürdistan Teali Cemiyeti   kurulduğu zaman   hemen     ilişkiye geçmiş ve Cemiyetin yayın organı olan “Jîn” de “Wilson Prensipleri ve Kürdler”   ana başlığı altında bir makale yazarak   Kürd halkının   ulusal ve doğal haklarını savunmaya başlıyor.

 

Ferid Paşa’nın   hükümeti yıkıldıktan sonra   Baku’ya giderek oradaki   komünist   devrimi destekledi.   Ermenilerle yapılan savaşta   yaralandı.   Daha sonra İhsan Nuri Paşa Çıldır’daki taburun başına getirildi.

 

En son   Siirt’ten Şırnak’a   gitti   ve orada   bir grup   cesur   Kürd subayı ile birlikte   Kürdistan’ın   bağımsızlığı için   silahlı direnişe geçtiler.

 

İhsan Nuri Şirnak’a gitmeden önce   Yaşar Hanım’a     annesi birlikte   abisi Dr. Ali Haydar’ın yanına   Erzurum’a gitmesini   istemişti.   Demek ki Siirt’ten ayrılıp Şırnak’a gitmeden   önce   belli   bir   planları vardı.

 

İhsan Nuri Paşa   Şirnak’ta olduğu zaman Yaşar Hanım’a yazdığı bir mektupta   “ayrılıklarının kendisini çok üzdüğünü ve hemen   Siirt’i terk ederek   Erzurum’a gitmesini” istiyor.

 

Yaşar Hanım   İhsan Nuri’ye gönderdiği   pantolonun cebine   bir mektup   koyuyor ve ihsan Nuri’nin mektubu   bulduğunda   sevineceğini   düşünüyor.

 

Rumeli halkından olan İsmail Hakkı adında bir subay İhsan Nuri Paşa ile     birlikte merkez karargâhta çalışıyordu.   Kazım Karabekir’in hemşerisi olduğundan dolayı   şimdi o   genel komutanın yardımcısıdır.ihsan Nuri Paşa

 

İsmail Hakkı, İhsan Nuri adına   Yaşar Hanım’a bir mektup göndererek görüşmek istiyor. Yaşar Hanım kendisine verdiği cevapta   İhsan Nuri’nin Siirt’te olmadığını   Şırnak’ta   olduğunu söylüyor.

 

Daha sonra   İsmail Hakkı bir yaşlı kadını devreye sokuyor ve kadın Yaşar’ın evine gittiği zaman     kapı dışarı ediliyor.

 

Yaşar Hanım ile annesi     Siirt’te görev yapan   Dr. Ziya’nın eşini görmeye gidiyorlar. Dr. Ziya’nın eşi   kendilerine   “siz yeni tabur komutanın eşini görmemişsiniz, gidip görelim diyor”   ve birlikte   yeni tabur komutanın evine   gidiyorlar.

 

Yeni tabur komutanın evine   vardıkları zaman   eşi   bir hayli üzgün ve Dr. Ziya’nın eşine “iyi yaptın   hanım efendileri getirdin” diyor.

 

Yaşar Hanım atmosferi görünce   Tabur Komutanının eşine   “bir şeyler mi oldu? Siz niye   üzgünsünüz?” diye   sorar.

 

Komutanın eşi   “Buyurun oturun, kızım bir şey yok, gamlı ve kederli olmayan insan mı var” diyor

 

Tam o arada   bir askeri yetkili yüksek bir sesle   “Hanım Efendi deniliyor ki, İhsan Nuri, Rasim ve   Xurşid Beylere   idam cezası verilmiş”….

 

Yaşar   Hanım delirmiş bir vaziyette   dışarı   çıkarak askeri yetkiliye   “Ne diyorsun?   Kimlere idam cezası verilmiş? Niçin? Niçin?” diye soruyor.

 

Bu sözü   söyleyen asker ortadan kayıp oluyor. Bu arada bir asker devreye   girerek “Bu Siirt halkı   her gün bir şeyler uyduruyor ve sonrada bakıyorsun   temeli yok.   Bu mesele de böyle oldu” diyor.

 

Orada bulunan bayanlar   Yaşar Hanım’ı   sakinleştirmeye   çalışıyorlar. Fakat, Yaşar Hanım ağlamaya devam ediyor.   Yaşar Hanım   askerin söylediklerine   inanıyordu. Çünkü   İhsan Nuri’den   dinlediği bazı şeyleri bu askerin söyledikleriyle birleştirdiği zaman   söylenenler aklına yatmıştı. Yaşar Hanım’ın tüm dünya da   tek umudu İhsan Nuri’ydi, o da   elinden uçmuştu..

 

Yaşar Hanım ile   annesi hemen evlerine   gittiler. Rasim Bey’in eşi ve   bacısı da   onlara geldiler. Rasim Bey’in eşi   komutanlığın kendi hizmetlerine verdiği askeri geri aldığını söylüyor.   Hepsi birlikte ağlıyorlar. Yaşar Hanım’ın   evi tam bir matem hane ye dönmüştü.

 

Yaşar Hanım’ın da hizmetine verilen   Muhammed   isminde bir asker ertesi günü geliyor, Yaşar Hanım’a   “bizi   askeri kışlaya   çağırdılar. Bundan sonra bizim yerimize   jandarma gelecek, eğer bir kusurum olmuşsa kusuruma bakmayınız” diyor.

 

Askerler gittikten     iki saat sonra     iki jandarma subayı   Yaşar Hanım’ın evine geliyorlar.

 

Subaylardan   biri Yaşar Hanım’a “ siz bugüne kadar orduya bağlıydınız, bundan sonra jandarmanın gözetimi altında olacaksınız. Askerlerin yerine   size iki jandarma   göndereceğiz. Kendilerine talimat verilmiştir diğer askerler gibi siz hizmet edecekler” diyor.

 

O günlerde   Yaşar Hanım   ağlama dışında bir şey yapmıyordu.   Askerde üzgündüler.   Yaşar Hanım   onlara İhsan Nuri’yi sordu. Onlarda   nereye gittiğini bilmediklerini söylüyorlar.

 

Yaşar Hanım askeri subaya   “benim burada kimsem yok, Erzurum’a   kardeşimin yanına gitmek istiyorum” diyor.

 

Subay ise Yaşar Hanım’a “ hepimiz   sizin kardeşleriyiz, ne istiyorsanız   yaparız, fakat Erzurum’a   gitmek için   Vali’den izin almanız lazım” diyor.

 

Asker ve subaylar bahçe dolaşıp kendi aralarında konuşurlarken   Yaşar Hanım   onları dinliyor. Bir subay   “İhsan Nuri Bey çıldırdı, nasıl böyle bir işe kalkıştı?” diyor.

 

Bir diğer subay “Biz İhsan Beyi tanıyoruz, mücadeleci, cesur ve alim bir adamdır. Bekleyelim hele bu işin altında ne çıkar? Onu tanıdığımız kadarıyla temelsiz işlere kalkışmaz” diyor.

O sıralarda da Dr. Ali Haydar Erzurum’dan sürekli olarak peş peşe telgraf gönderiyor Yaşar Hanımın, annesinin ve İhsan’ın durumunu soruyordu.

 

Bir gün Dr. Ziya’nın eşi gelip Yaşar Hanım ile birlikte doktora gidiyorlar. İffet Hanım evde kalıyor. Askerler gelip ev de detaylarına kadar bir arama yapıyorlar, fakat bir şey bulmuyorlar.

 

Yaşar Hanım eve döndükten sonra annesinden yaşanan gelişmeleri öğreniyor. Hemen o esnada annesi Vali’ye giderek Erzurum’a gitmek için izin istiyor.

 

Vali, Yaşar Hanım’ın annesine “ Hanım Efendi enişteniz niye bu işi yaptı? Biz hepimiz okumuş insanlar olmamıza rağmen bu koltukları zar zor yönetiyoruz. Dağlarda yaşayan cahil Kürdler nasıl bu işleri yönetecekler? diyor.

 

İffet Hanım ise “Vali Bey biz kadınız bu işlerden anlamayız. Eniştem ne yaptı ve şimdi nerededir bilmiyoruz. Ben şimdi sizin yanınıza kızımı alıp oğlumun yanına Erzurum’a gitmek için izin almaya geldim” diyor.

 

Vali “Hanım efendi, şimdi olmaz. Siz evinize gidiniz ve benim cevabımı bekleyiniz” diyor.

 

İffet Hanım “Vali Efendi niçin bekleyeceğiz? Biz bir suç mu işledik? diye soruyor.

 

Vali: “bende bilmiyorum. Ben devletin bir memuruyum ve devletin talimatları doğrultusunda hareket ediyorum. Şimdilik evinize gidin ve cevabımı bekleyiniz” diyor.ihsan-nuri-peyker1

 

Bir gün Yaşar Hanım evin bahçesinin duvarı arkasında yoldan geçen öğrencilere bakıyordu. Tam öğrenciler evin önüne geldikleri zaman bir öğrenci “bir gün gelecek İhsan Nuri Bey bu şehrin başına geçecek” diyor.

 

Sürekli kaygı ve korku içinde yaşayan, zamanının büyük bir kesimini ağlama ile geçiren Yaşar Hanım’a öğrencinin söyledikleri büyük bir umut vermişti.

 

Devam edecek

İlgili Haberler

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)
Siyasi

İbn Haldun(1332 -1406) ve Kürdler(1)

    Aso Zagrosi   İbn Xaldun İslam dünyasının en önemli tarihçilerinden, filozoflarından ve sosyologlarından biridir. İbn Haldun, ünlü tarihçi ve sosyolog olarak bilinir ve "Mukaddime" adl...

2 yıl önce 1,902

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine
Siyasi

Şeyh Akşemseddin'in Kürtlüğü Üzerine

Son yıllarda Türk devletinin çabalarıyla Mela Gorani Şarezori’yi gölgede bırakarak Şeyh Akşemseddin üzerine bir dizi kitap ve “akademik” çalışma yaptırılarak Türk yapma çabası, tarihsel gerçeklerle ba...

2 yıl önce 1,533

Sadi Şirazi Kürt müydü?
Siyasi

Sadi Şirazi Kürt müydü?

  Sadi Şirazi, dünya edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen bir şairdir. Özellikle "Bostan" ve "Gülistan" adlı eserleriyle tanınan Sadi, yüzyıllar boyunca çeşitli dillere...

2 yıl önce 2,524

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.